Bu kötü ekonomiye rağmen seçmen neden hala...
Neredeyse sekiz yılı aşan ekonomideki kriz ve gerilim hali sonuçta iyimserliği azalttı, günü kurtarmak yeterli oldu ve beklentiler azla yetinen bir zemine oturdu. Büyük bir ekonomi olmak hedefi yahut sadece kalıcı istikrarı yakalama ihtimali kayboldukça, Türkiye kısır döngülerin en kısırına mahkum oldu: Popülizme.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun aksini söylüyor ama durumun farkında olmaması imkansız… Şu sözler, TOBB’daki son konuşmasından:
“Milli gelirimiz 1,6 trilyon dolar oldu. Kişi başına milli geliri 18 bin dolara çıkardık. İhracatta başarı hikayesi yazmaya devam ediyoruz. Dış ticaret hacmimizi 820 milyar dolara, mal ve hizmet ihracatımızı ise 396 milyar dolara çıkardık. Çok yakın gelecekte 400 milyar doları da aşacağız.”
Bu rakamlar övünülecek bir başarıyı anlatmıyor aksine Türkiye’nin hak ettiğinin çok altında. 2016’da 12 bin 600 dolar olan kişi başı gelir hiçbir şey yapılmasa, sabah 9 akşam 5 mesaiyle bile dolar enflasyonunu hesaba katarsak zaten 2026’da 18 bin dolara gelmek zorundaydı. Yani, bugün ulaşılan rakam hala 2012’den yüksek değildir. Dış ticaret de öyle... Bütün dünyada ticaret her yıl düzenli olarak artıyor. Bizim ihracatımız da tabii ki artacak, bunun aksi felakettir. Ama, dünya ticaretindeki payımız hala 2012’nin yüzde 30-40 altında seyrediyor. Yani herkesin ihracatı artıyor ama bizimki daha az artıyor.
Asıl önemli olan nokta ise........
