menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taşa hakikatin ruhunu üfleyen mezar taşlarımız

50 0
18.03.2026

Güzel bir İslâmî-kültürel adetimizdir; her Arefe günü ölmüşlerimizin mezarlarını ziyaret eder, Kur’an okur, dua ederiz. Yarına bir hatırlatma da olur ümidiyle bu yazımı kültürümüzde mezar taşlarının anlam ve önemine ayırdım.

İslam tasavvufu ve özellikle Hallâc-ı Mansur uzmanı olarak tanıdığımız Fransız Doğu bilimcisi Louis Massignon’un, -yanılmıyorsam yakın zamana kadar İslâm estetiği konusunda tek ciddi çalışma olan- ‘Les méthodes de réalisations artistique des peuples de l’Islam’ başlıklı bir makalesi var (Opéra Minora III, Beyrut 1963, s. 14). Merhum Burhan Toprak tarafından ‘

İslam San’atlarının Felsefesi’ başlığıyla dilimize çevrilen (İstanbul 1963) bu makalesinin sonunda Massignon şöyle der:

“Hülasa, İslâm sanatını idare eden fikir Ehl-i Sünnet akidesidir. Yani şekillerin üstüne yükselmek, putperestliğe yol açmamak; bir sihir fenerinde, bir fanusta, bir kuklada ya da gölge oyununda olduğu gibi, onları (şekilleri) hareket ettirene ve bir tek Dâimi Olan’a [Allah’a] doğru gitmektir. Sayısız İslâm mezar taşları bize şunu tekrar eder: Hüve’l-Bâkî …”

Mezar taşları… Ve bu taşlara ruh veren hakikat: Hüve’l-Bâkî… Dantel dantel işlenmiş mezar taşlarının, daha doğrusu bizim mezar taşlarımızın yüreklerimize bir gül yaprağı yumuşaklığıyla dokunuşunu hissetmemiz –Allahu a‘lem- bu iki kelimelik hakikat cümlesinin bereketi olsa........

© Karar