menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Keşke devletin ve kurumların bir sahibi olabilse

127 0
09.09.2026

Türkiye son on yıldır kurumların zaafa uğradığı, devlet gemisinin sürekli su aldığı talihsiz bir dönemi yaşıyor. Hukuktan ekonomiye, eğitimden dış politikaya kadar her alanda yapılan ve yapılması gereken işlerin bir sahibi yok.

Bütün yetkilerin tek elde toplandığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile birlikte sistemin kalbi olması gereken parlamento ikinci plana itilmiş, adalete olan güvenin yok olduğu bir tabloda ne yazık ki iktidarı denetleyecek bütün mekanizmalar yok olmuş bulunuyor.

En son Girne açıklarında yaşanan gemi faciası, kurumların ne halde olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Batan gemiye ilişkin ihmal ve denetimsizlik iddiaları olayın kaza değil cinayet olduğunu gösterdi. 13 kişinin can verdiği faciada 15 kişi hâlâ kayıp.

Bölgede etkili olan ‘ölü dalga’ya rağmen seyir kararı alan ve aşırı sürat nedeniyle geminin ikiye bölünmesine yol açan kaptan ve mürettebat ise “tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek”ten tutuklandı. Facia konusunda KKTC’de tam bir ‘sorumlu siyaset örneği’ sergilendi. Gemi kazasından sorumlu tutulan Ulaştırma Bakanı, koalisyonu bozma pahasına görevden alındı.

Bir hakkı teslim etmek gerekirse, KKTC’de yaşanan bu sorumlu iktidar tavrı kelimenin tam anlamıyla demokratik bir yönetimde işlerin nasıl yürümesi gerektiğini gösteren harika bir örnektir.

İddialara göre, Girne’deki bu dehşet gemisi 3 ay önce de su almış ve arızalı bölge tamir edilerek seferlerine devam etmiş. Şimdi mesele şu; bu gemi Girne’den Mersin’deki Taşucu limanına gidiyor, yani olayın bir de Türkiye boyutu var.

Peki Türkiye Liman İşletmeleri’nin böyle bir gemiden hiç haberi yok........

© Karar