menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adalet ancak denetlenebilir bir sistemde tecelli eder

69 0
04.09.2026

Avcı toplayıcı dönemden tarım toplumuna, sanayi toplumundan modern zamanlara kadar her aşamada ‘adalet düşüncesi’ farklı biçimlerde de olsa hep var olmuştur.

Bütün bu süreçlerde yaşanan tecrübeler göstermiştir ki adaletin tecellisi, ancak denetlenebilirlik ilkesinin var olduğu demokratik sistemlerde mümkün olabilmiştir. Kuşkusuz bu yaklaşım, henüz demokrasinin olmadığı dönemlerde adaletin hiç olmadığı anlamına gelmiyor.

Gerek Müslüman toplumlarda gerekse Batı toplumlarında bir hukuk sistemi vardı ve bir şekilde adil kararlar verilebiliyordu. Eğer halife, sultan, kral ya da padişah adil bir kişiliğe sahipse adalet tecelli ediyordu. Ancak denetleme mekanizmaları olmadığı için zalim ve adaletsiz sultanları durdurabilecek bir güç yoktu.

Mesela Müslüman toplumlarda adil, şefkatli ve merhametli halifeler, sultanlar, padişahlar olduğu gibi halkına zulmeden sultanlar da olmuştur. Her ne kadar Kur’an ve sünnet ‘adalet’ konusunda bağlayıcı hükümler koymuş olsa da uygulamada zalim sultanı durdurabilecek fiili bir güç oluşamamıştır.

Aslında ilk dönem Müslümanlarından bu yana, ulema belli ölçüde bir denetleme görevi üslenmiştir. Ancak onların elinde herhangi bir kolluk gücü olmadığı için, fiili anlamda iktidarları denetlemeleri hiçbir zaman mümkün olmamıştır.

Batı dünyasındaki örnekler de gösteriyor ki adaletin kurumsal hale gelmesi, denge-denetlemeyi esas alan demokrasinin tekamül etmesiyle ancak mümkün hale gelebilmiştir.

Özgür insanlar topluluğunun bir yönetici tarafından ortak iyiliği güvence altına alacak........

© Karar