menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Piyasalar fon krizinde çözüm için yeni “iletişim liderini” bekliyor!

4 0
wednesday

Son birkaç haftada yaşananlar, sevimsiz bir zaman yolculuğu ile bizi yirmi beş yıl öncesine götürüp, Şubat 2001'de yaşanan, Milli Güvenlik Kurulu toplantısında fırlatılan bir anayasa kitapçığı ile zaten kırılgan olan ekonomiyi üç gün içinde uçuruma sürükleyen gelişmelerin kıyısına karga tulumba atıverdi.

Problemin şekli, içeriği, boyutu gibi detayları farklı olsa da 25 yıl sonra yeniden finansal bir krizde adeta lidersiz kaldık. 1980’de rahmetli Özal’a yapılan davetin bir benzeri o dönem rahmetli Derviş’e yapılmış, kim ne derse desin, kendisinin ve beraber çalıştığı usta bürokratların üstün gayretleri sayesinde Türkiye tarihinde ilk defa büyük bir krizden güçlenerek çıkılmıştı. Aldıkları tedbirler, hazırladıkları uzun vadeli yol haritası ve emaneti teslim ettikleri liyakatli kadrolar sayesinde Türkiye birkaç sene içerisinde, on yıllar sonra tek haneli enflasyona ulaşmayı başarmıştı.

Malumunuz olduğu üzere geçtiğimiz iki haftalık süreçte Pusula ve Tera Portföy'deki gelişmelerle başlayan yatırım fonları problemi birkaç gün içinde bütün piyasayı sardı. SPK 17 Eylül'de 131 fonu tasfiyeye aldı, yarım milyonu aşkın yatırımcı birikimine ulaşamadı. Hiç fon almamış hisse yatırımcısı bile zincirleme satışların altında kaldı. Tüm bu işler olurken, kriz zamanlarında en önemli mesele olan iletişim liderliği alanında yetkililerden kimse ortak beklentinin, şeffaflığın ve güvenin sesi olmayı başaramadı. Herkes söylediğine inanılacak bir ses aradı ama o ses hiçbir aktörden çıkmadı, çıkamadı…

Ekonomi yönetiminden çıkamadı, çünkü riski 2025'in son çeyreğinde görmüş, dillendirmiş ama sıra müdahaleye gelince bir yıla yakın bir süre kadar ertelemişlerdi. Haliyle kendi denetim karnelerine hakemlik yapabilmeleri mümkün olmadı. Güçlü bir ses olmayı deneyemediler bile. Hükümet yetkililerinden de o ses çıkamadı, çünkü yıllarca süren yüksek enflasyon ve hukuki öngörülebilirliği sarsan gelişmelerden ötürü toplumun en az yarısında itibar kredileri çoktan tükenmiş durumda. Ana muhalefet de çıkamadı. Butlandan sonra toplumun öbür yarısını ne kadarını temsil ettikleri hususu halen daha çok belirsiz. Ana muhalefet olmanın gücünü iç meselelerinden ötürü kullanamıyorlar. Kendi içlerinde hala liderlik krizleri varken bu role isteseler de odaklanmaları pek mümkün olmuyor.

Hasılı kendisinden çözüm........

© Karar