İlber
Türkiye ve Türk dünyası değerli bir tarihçisini, bir bilim adamını, bir Türk milliyetçisini kaybetti. Ben eski bir dostumu, on yıllardır zevkle dinlediğim sohbet arkadaşımı…
Vefatı sürpriz oldu. Niçin mi? Son birkaç yılda Koç Hastanesi’ni komşu kapısı edinmişti. Sık sık yatıyor, uzunca kalıyor, sonra da her zamanki enerjisi ve hoş sohbetiyle aramıza dönüyordu. Hele hastaneden sonra toplantılarda, televizyonlarda, İstanbul dışında da onu görmemiz, bizi teskin ve teselli ediyordu. Bu defa da öyle olacak sandık. Yarın çıkar, yarın değilse öbür gün diye bekliyorduk.
Emine Işınsu Roman Ödülü jürisindeydi. Sağlığı o zaman da çok iyi değildi ama İstanbul’dan kalkıp Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ndeki 2023 ödül törenine gelmiş, Cümbezin Kızı’nın yazarı Ülkü Demiray’a ödül beratını vermişti. O gün Alev Alatlı da jüri üyesi olarak bekleniyordu. Rahatsızlığından ötürü ancak uzaktan bağlantı yapmıştık. 2025 töreni yaklaşırken kızı sevgili Tuna’yı aradım. Gelip gelemeyeceğini, sağlık durumunu sordum. Şu cevabı aldım: “Aramayın. Ararsanız mutlaka gelmek ister. Seyahat etmemeli.” Aramadım.
İlber Ortaylı niçin bu kadar seviliyordu? Tam cevabı bilmiyorum ama bazı tahminlerim var. Milletçe tarihi seviyoruz. Bu çok iyi bir şey. Milleti millet yapan, birbirimize kardeşimiz gözüyle baktıran o sevgidir. İlber o tarihi, “…mışlardır, muşlardır…” çekimleriyle birilerinden duymuş, hatta duyandan okumuş gibi değil, bizzat içinde yaşayan biri olarak........
