menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarlaya ektim beton, tavukçuya kayyum atadım

53 0
16.06.2026

Yakın zamanlarda Trakya’yı veya Güney Marmara’yı dolaştınız mı? Oralarda etrafa şöyle bir bakarsanız binlerce yıldır ekilip biçilen o devasa tarım alanlarında artık TOKİ konutlarının yükseldiğini göreceksiniz. Çeltik tarlalarında organize sanayi bölgesi inşaatları göreceksiniz. Göreceksiniz ki bereketli ovalar baştan aşağı beton altında kalmış, zeytinlikler yazlık site olmuş, neredeyse hiçbir yerde mera diye bir şey bırakılmamış.

Ama yalnızca Balıkesir, Bursa, Tekirdağ, Çanakkale çevresinde değil, Türkiye’nin genelinde durum böyle. KARAR.‘ın dünkü manşet haberinde yer alan detaylar hepimizi, en başta da ülkeyi yöneten kadroları dehşete düşürmesi gereken boyutta. Son otuz yılda Belçika büyüklüğünde tarım arazisi inşaat alanı olmuş.

Niye böyle? Tercih o yönde yapıldığı için.

“Tarım ve hayvancılık stratejik sektörlerdir… Kendine yeten ülke, yerli ve milli üretim, gıda güvenliği…” falan diye atılan siyasi nutuklara kulak asmamak lazım.

Öncelikle bu lafları edenler tarlayı, bağı, bostanı, zeytinliği ilk fırsatta inşaat rantına feda ediyorlar mı etmiyorlar mı, ona bakmak lazım.

Bilhassa küçük üreticiyi destekleyip verimliliği artırmaya yönelik “planlı tarım politikaları” uygulanıyor mu, ona bakmak lazım.

Gıdada ithalatı sınırlandırmayı ve dışa bağımlılığı asgari seviyelere düşürmeyi hedefleyen bir yaklaşım var mı, ona bakmak lazım.

Maalesef önümüzdeki tablo bunun tam aksini gösteriyor.

Tarımda da hayvancılıkta da “planlama” bilinmeyen bir kavram, ithalat ise vaz geçilmez bir enstrüman. Bu yazıyı yazmadan önce epeyce makaleye ve rapora göz attım, hemen hepsinde altı çizilen tehdit buydu: Gıda arzında son çare olarak düşünülmesi gereken ithalatın........

© Karar