Bugünkü manzaramız
Atatürk, 1930’da İsmet İnönü ve Fethi Okyar ile kontrollü bir muhalefet partisi (Serbest Fırka) kurma fikrini tartışırken şunları söyler:
“Bugünkü manzaramız aşağı yukarı bir diktatörlük manzarasıdır. Vakıa bir meclis vardır. Fakat dahilde ve hariçte bize diktatör nazarıyla bakıyorlar. (…) Halbuki ben cumhuriyeti şahsî menfaatim için yapmadım. Hepimiz fâniyiz. Ben öldükten sonra arkamda kalacak müessese bir istibdat müessesesidir. Ben ise millete miras olarak bir istibdat müessesesi bırakmak ve tarihe o suretle geçmek istemiyorum.” (Osman Okyar-Mehmet Seyitdanlıoğlu, “Atatürk, Okyar ve Çok Partili Türkiye -Fethi Okyar’ın Anıları”, İş Bankası Kültür Y., 2007, sh. 103-104)
Serbest Fırka’nın akıbeti ayrı bir tartışma konusu ama Atatürk’ün gördüğü “manzara” karşısındaki hoşnutsuzluğu ve “Tarihe o suretle geçmek istemiyorum” demesi dikkate değer olmalı.
Her liderin böyle bir hassasiyeti vardır aslında. Bir devleti yönetme sorumluluğunu üstlenmiş kişiler tarihe nasıl geçeceklerini, ileride ne şekilde anılacaklarını düşünürler.
Günümüzde bu sorumluluğu üstlenmiş olan kişiler de öyledir herhalde. Peki, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, yönetici kadrolar “Bugünkü........
