menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bitkiler canlı ise domates salçası soykırım mıdır?

62 0
yesterday

Bu zihniyete laf anlatmak ne kadar da zormuş. Matematik dahi bu cehalete çalışmıyor.

Yaklaşık 8 yıldır Türkiye’nin doğurganlık sorununa dikkat çekiyorum. İktidar görüşünü biliyorsunuz: “Doğurganlık düşüşü ekonomik sıkıntıya dayanmıyor. Bakın fakirler daha çok çocuk yapıyor, Türkiye’nin zenginleşmesi ile doğurganlık oranı düşüyor.”

Basit sade ve genel açıdan doğru.

Defalarca anlattık. Evet, bu genel trenddir. Lakin Türkiye 2017 sonrası bu genel trendin dışında ekstra bir şelale düşüşüne geçmiştir.

Dün rakamları tane tane verdim.

Avrupa Birliği ile farkımız 0,44 puandan 0,08 puana düştü. Avrupa’da 2018 yılına kadar birinci ülkeydik ama şimdi 10 ülke bizden daha fazla doğum oranına sahip.

Ne oldu da 2017 sonrası 10 Avrupa ülkesinin gerisine düştük?

Peki ya ülkemizdeki durum? Mesela 2001 krizi ardından 1,2 milyona düşen doğum sayısı 2014 yılına kadar nasıl oluyor da yükseliyor? Ve 2014 yılında 1 milyon 351 bin bebek doğuyor.

Hatta doğurganlık oranı bile 2003 yılında 2,09’a düşüyor ve sonrasında neredeyse bu seviyelerin üzerinde seyredip 2014 yılında 2,19’a kadar çıkıyor?

Çok ama çok basit soracağım: Zenginlik ve yüksek eğitim........

© Karar