Trump yerine Merkel gelseydi...
Pazartesi, salı, çarşamba derken tüm hafta adeta NATO Zirvesi’nin paparazzisi ile geçti.
Çin’in tam da zirvenin bir gün öncesinde pazartesi gerçekleştirdiği ilk uzun menzilli balistik füze denemesi galiba fazla konuşulmadı.
Rusya’nın zirve başlarken Kiev’e düzenlediği bugüne kadar rastlamadığımız ölçüdeki büyük füze saldırısı da manidardı.
Lahey’deki son NATO Zirvesi’nde alınan kararlar hükmünü icra ediyor, yani Avrupa için “Pamuk eller cebe” zamanı.
Buna karşın ABD’nin ağırlığı azalırken, Avrupa’nın etkisi artacak.
Avrupalı liderlerin Trump’la ilişkileri ise “Bana değmesin de nerede patlarsa patlasın” türündeydi.
Bu açıdan büyüteçle bakılması gereken asıl konu, Savunma Sanayi Forumu’ndaki alışverişti. Kimler ne sattı ne aldı, kazananlar kimler, kaybeden var mı?
Örneğin, Türkiye ne aldı ne verdi?
Sonuç bildirgesi dışında bunları çok da billurlaşmış bir şekilde henüz göremedik. Belki görürüz.
Gördüğümüz somut şey Ankara’daki bu garip Trumpmânia hali ve Trump’ın ise Ankara’dan daha ayrılmadan komşu İran’ı çok ağır bir bombardımandan geçirme kararı oldu.
Ne yaman bir ilişki değil mi?
Ankara NATO Zirvesi peşinde koşarken Silivri’de de İmamoğlu davasında savunma krizi çıktı. Kriz nasıl çözülecek, duruşmaların devam edeceği ağustosta bir çıkış yolu bulunacak mı, belirsiz.
Yargı, ağırlaşan sefaletle birlikte ülkenin en birincil sorunu olmaya devam........
