menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AK Parti’nin gönlüne göre muhalefet: Boyu boyuna, huyu huyuna

80 0
25.06.2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son açıklamasıyla öğrendik ki “bütün yetkileri tek elde toplayan CB Hükümet Sistemi”nde Cumhurbaşkanı’nın görev tanımı ve sorumluluk alanı sandığımızdan da genişmiş.

Meğer Cumhurbaşkanı’nın sorumluluk alanı yalnızca ekonomiyi, hukuku, eğitimi, adaleti, hayat pahalılığını, yoksulluğu, gelir dağılımındaki bozulmayı ve yargıya duyulan güven krizini çözmekle sınırlı değilmiş; aynı zamanda CHP’nin “kronikleşmiş vizyon sorununu” çözmek gibi bir hayli mühim bir vazifesi de varmış!

Bu sorumluluğunu hayıflanarak açıkladı, dedi ki:

“İktidarlarımız döneminde ülkemizin pek çok sorununu çözdük lakin muhalefetin kronikleşmiş vizyon sorununu bir türlü çözemedik.” (22 Haziran)

Şimdi diyeceksiniz ki takıla, takıla buna mı takıldın? Evet, bunu takıldım çünkü Timothy Synder “Tiranlık Üzerine” kitabında demokrasilerin kırılgan olduğunu ve bir anda çökmeyeceğini söylüyor. Bir sabah uyandığımızda otoriter bir yönetime uyanmayız. İnsanlar ‘başıma bir şey gelmesin’ diyerek itaat etmeye, iklimi kabullenmeye başlarlar. Yavaş yavaş kurumların içleri boşaltılır, kurumlar değersizleştirir ve artık savunulmaz olurlar. Hukuk sadakate bağlanır, toplum giderek yalnızlaşır ve korku doğallaşır.

Bu yüzden “anormal” olanın “normal”leşmesine izin vermemek, olağan dışı olanı olağan kabul etmemek gerektiğine inanıyorum. İktidarın demokratik düzeni kendi çıkarlarına göre eğip bükmesine alışılmamalı. Çünkü siyaset sadece yapılanlarla değil, özellikle kullanılan dille de şekillenilor, otoriterleşmenin zeminini ilk hazırlayan zemin söylem ve dil.

Bir örnek vereyim: Adli yıl açılış törenleri Beştepe’de düzenlendiğinde, yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesi bakımından taşıdığı sakınca nedeniyle buna her defasında ısrarla karşı çıktım. Yargının yeni yılını yürütmenin siyasi merkezinde açmasının yalnızca sembolik bir tercih olmadığını; bu tablonun yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına gölge düşürdüğünü yazdım. Arkadaşlarım “Artık alış, her yıl düzenleniyor” dediğinde de bunu kabul etmedim, çünkü iktidarın bu hamlelerini hem de “bütün yetkilerin tek elde toplandığı” bir hükümet sisteminde normalleşmesini, sıradanlaşmasını kabullenmemek gerektiğine inandım. Ben de bu inancı oluşturan, yol gösteren Timothy Synder’in “Tiranlık Üzerine” el kitapçığı oldu.

Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “muhalefetin kronikleşmiş vizyon sorununu bir türlü çözemedik” sözleri öylesine söylenmiş bir söz değil,........

© Karar