Ortaokul mezunu babam.
1940’lı yıllarda askerliğini yapmış, Cumhuriyet’in tam ortasında yaşamış bir adamdı. Cumhuriyetimiz kadar garip miydi bilmiyorum, ama babam garipti. Bu ülkenin garipliğini ve asaletini üzerinde taşırdı.
Garipleri, delileri, çocukları, yolcuları çok severdi. Onlarla kurduğu dostluğu dünya nimetlerine değişmezdi. Toprağına aşkla bağlıydı, Allah’a bağlı olduğu kadar ülkesine de gönülden inanırdı. Dostla düşmanı, Türk’le gâvur arasındaki farkı bu toprakların insanına mahsus bir ferasetle ayırt ederdi. Gâvurlar dışında herkesi severdi. Gâvurluğu ise Hakk’ın sözüne karşı gelmek sayardı.
Babama göre bu ülke mahzundu. Acılı ve şefkatli… Türkiye için “Müslümanların son yurdu” derdi.
En çok Muhsin Yazıcıoğlu’nu severdi.
Ezan okunduğunda, İstiklâl........
