Amcamın Televizyonu
1980’lerin ortasında amcam bir gün şehirden siyah beyaz televizyonla eve geldi. Yengem bu da ne der gibi amcamın suratına baktı. Amcam güngörmüş bir beyefendiydi. Şehirde dahi değme evde televizyonun bulunduğu yıllarda amcamın imkansızlıklar içinde köy evine televizyon alması çok şeydi.
Amcamın köy insanına göre şehirle bağlantısı fazlaydı. Köylülerin emanet ceket ve elbiseyle şehre gittiği yoksulluk yıllarında kendisi sık sık şehre giderdi. Şehit babasıydı ve bu alicenaplığı üstünde hep taşırdı. Oğlu 1976’da askerde şehit edilmişti.
Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün adını oğluna veren amcam Özal hayranıydı. Özal’ın mitinglerinde tarlayı, çapayı, koyunu, ineği, yoksulluğu, imkansızlığı bir kenara bırakır şehre giderdi. Şehirden miting dönüşü kendine has gülüşüyle ne kadar doğru bir adamı desteklediğiyle övünür ve bize nasihatlerde bulunurdu.
Devlet dairelerinde dostu, tanıdığı çoktu. Şehre her gittiğinde çocuklarının okumasına yardımcı olmaları için hükümet konaklarında görevli dostlarına, tanıdıklarına bakraç bakraç katık, kavurma, peynir, tereyağı götürürdü. Amcam, üstündeki ceketi satmadı ama çocuklarının okuması için yengemle ele ele verip sabır ipliğini öre öre varını yoğunu ortaya koydular. Çocukları , annelerinin babalarının sırrı oldular. Ben de amcamın çocuklarını okutma rüzgarıyla okudum. Okumam da amcamın çok emeği var.
Amcamın okuma yazması yoktu. Türkçeyi dört yıl süren askerlik hayatında öğrenmişti. Bize sık sık okuma yazmam olsaydı neler yapacağından söz eder ve eklerdi okumanın kıymetini bilin derdi.
Haksızlıkların karşısına bir mahkeme gibi dikilir. Köy dolmuşları yol fiyatlarına zam yapmada abartınca şikayet için soluğu valinin kapısında alırdı.
Terörün yaygın olduğu doksanlı yıllarda köy dönüşü yol kontrolünde askerin milleti dizip üst baş arama bahanesiyle insanları bezdirdiği bir gün tüm dipçiklerin kendisine çevrilmesini göze alarak askerin karşısına dikilir ve “Ben şehit babasıyım, babanız yaşında insanlarız, bize yaptığınız zulümdür.” deyip yapılan baskı ve bezginliğin önüne geçmişti.
İşine dört elle sarılır, başladığı........
