menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Operasyonlar ülkesi

210 0
14.06.2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis’te ayaküstü sorulan soruya “Türkiye bir yargı devletidir” cevabını vermişti.

O günlerde “Acaba Cumhurbaşkanı ‘Hukuk devleti’ diyecekken sehven ‘Yargı devleti’ ifadesini mi kullandı, yoksa hukuk devleti ile yargı devleti arasındaki farkın farkında mı değil?” tartışması yaşanmıştı.

Gerçekten Cumhurbaşkanı bu farkın farkında olmayabilir miydi? Yoksa Yargıya sistem içinde sağlanan siyasi misyon sebebiyle gerçekten de “Yargı devleti” diye tanımlanacak bir noktaya mı gelinmişti?

Sistem içinde gerek yargıçlık, gerekse bakan yardımcılığı, başsavcılık ve bakanlık tırmanışı ile Yargı’nın Akın Gürlek’li günleri, gitgide Türkiye’yi “Yargı aktivasyonu” ile öne çıkan bir ülke konumuna getirmiş bulunuyor.

Bu görüntü Avrupa Parlamentosu’nun “Türkiye raporu”na şu ifadelerle yansıyor: “Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasından duyulan dehşeti dile getirirken, yaşanan durumun kariyeri boyunca her zaman siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör olduğunu ortaya koyduğunu belirtiriz.”

T24’te, Cansu Çamlıbel’e mülakat veren Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu’ndan Slovenyalı temsilci Vladimir Prebilic (Gölge raportör diye tanımlanıyor) “Bu seneki Avrupa Parlamentosu Türkiye raporunun en kritik noktası sizce nedir?” sorusuna “Akın Gürlek”li şu cevabı veriyor:

“İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililerin AB’deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere yaptırım uygulanması........

© Karar