Maraş – Benim memleketim – İçim yanıyor
Bugüne kadar birkaç yazımda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Eğitimde – kültürde başarılı olamadık” dediği her seferde “Daha kaç yıl lâzım eğitimi düzeltmek için?” diye sormuşumdur?
Hadi yine sorayım: Daha kaç yıl lâzım okullardan böyle silah seslerinin, öğretmen cinayetleri hele en son Maraş’ta benim memleketimde yaşanan, daha doğrusu 11 yaşındaki, 5’inci sınıftaki çocukların üzerine yine aynı okuldaki bir öğrencinin kurşunlar boşalttığı, kana bulanmış yerlerden masum canların toplandığı, çocukların üzerine kapanan bir öğretmenin cansız bedeninin kaldırıldığı haberlerin gelmediği kaç yıl lâzım?
“Acının siyaseti olmaz.”
Olmasın, ama çocuklarının cansız bedenine sarılan annelerin seslerini duyuracağı bir makam bulunmalı değil mi? O makam siyaset dışı bir şey mi?
Muhalefet partilerine operasyon ardına operasyon düzenleyen yapı ile bu eğitim hayatını yönlendiren yapı aynı bedenin parçası değil mi?
Şu Maraş olayında can veren yavrularla çocukların üzerine şarjörler boşaltan “Çocuk” aynı eğitim sürecine girenlerin birilerinin kafayı sıyırdığı diğer birilerinin de kafayı sıyıranların kurbanı olduğu bir durumu yansıtmıyor mu?
Vahşi bir cinayet işlendi, ülkenin ana sorunu güncellendi. Aslında sorun derinde akıp duruyor. Orada bir canavar var ve zaman zaman başını gösteriyor. Ülke olarak panikliyoruz, sonra uyuma – unutma tesellisi.
“Yeni nesil çeteler”imiz var. Baygaralar, yok bilmem neler. Çete adına cinayet işlemiş genç, fukaralıktan canı çıkmış evine – annesine – babasına üç – beş kuruş gönderiyor, anne – baba bu paranın nereden geldiğini soramıyor.
Cezaevlerinde 4 bini aşkın “suçlu” çocuk var. Ahmet Minguzi’yi, Atakan’ı hayatının baharında dünyadan koparanlar dahil. Şimdilerde çocuk........
