menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mahşere imanda yalpalamalar

313 0
05.04.2026

Benim bu sütunda yazdığım “Mahşer hassasiyeti”ne ilişkin yazıları, meselâ Ekrem İmamoğlu’nu savunma amacıyla yazdığımı iddia eden…

Oysa çok daha önce de yazdım “Mahşer hassasiyeti”ni.

Adalet epey bir zamandır sancılı bu ülkede… Adaletin terazisi sağlıklı işlemiyor. O yüzden de insanlar, ne yapsınlar, “Mahşer adaleti”ne sığınıyor. Orada terazi milim sapmaz, buna inanmışlar. “Zerre miktar iyilik varsa da görülecek, kötülük varsa da görülecek.”

Bunun da istisnası yok. İster belediye başkanı olun, ister Cumhurbaşkanı… İsten baba olun, ister anne, ister evlat. İster amir olun ister memur, ister iş adamı olun, işter çalışan, ister satıcı olun, ister alıcı… Hangi rolün hakkını hak ettiği ölçüde veremiyorsan korkacaksın. Yazar da korkacak… Kalemini kirletmişse korkacak. Kalemini, birisinin hakkına tecavüz için kullanmışsa korkacak. Yalan yazmışsa, iftira atmışsa, korkacak.

Şöyle bir soru var kuşkusuz:

-Her ahirete, mahşerde hesap görüleceğine inandığını söyleyen gerçekten inanıyor mu? Yoksa “mış gibi yapma” alışkanlığı en çok ahiret hassasiyeti söz konusu olduğunda mı devreye giriyor?

Şöyle bir durum da var kuşkusuz:

-Mahşer ortamında şunun veya bunun hakkına tecavüz etmiş olmamın gerekçesini anlatırım, buna da inanılır. Diyelim falanca adam, o bizim düşmanımız, o batıl biz Hakkız, onu tasfiye etmek için her türlü suçlamayı yaptık, “Hak namına” yaptığımız bu işin bir sorumluluğu olur mu? Yani ki, bu dünyada iken düşman diye nitelediğimiz insanlara karşı........

© Karar