menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BULANIK KAFALI ADAM!

23 0
01.04.2026

Uzun zaman olmamıştı elindeki kitaba başlayalı. Canı sıkkın gibiydi. Dikkatini toplayamıyordu. Bir cümleyi anlamak için birkaç kez tekrar tekrar okuyup anlamaya çalışıyordu. Olmuyor, dikkatini toplayıp yoğunlaşmıyordu kitap üzerine. / Kalktı, pencereye yaklaştı, camı açtı. Odaya temiz hava girdi, biraz rahatladı. / Güneş ufka yaklaşıyordu. Mavilik hafif kızılla boyanmış, örtülmüştü. Birazdan gün bitecekti. Önce esmerlik, sonra karanlık kaplayacaktı her yanı. Oysa karanlığı hiç sevmiyordu, kafasının içindeki kuytu, müphem, belirsiz yerleri de… “Bunca kötülük varken, bunca pahalılık, işsizlik, açlık, ölüm ve savaş varken, kafam niye karışık? Hangi el tutuyor beni, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten engelliyor. Ağzımı kapatıp sesimi kısıyor? Şu ağaçlar, şu kuşlar, şu kediler, şu köpekler ne yapacaklarını çok iyi biliyorlar? Şu görünmeyen, sesleri ürperti veren böcekler? Onlar ne dediklerini, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde dillendiriyorlar.”

Bakışlarını ufkun sonsuzluğuna dek uzatmış, bir şeyleri arıyorcasına geziniyor, elleri pencerenin kanadına yapışmış, öylecene duruyordu. Tutunacak bir yer ya da bir şeyler arıyor gibiydi. “Ben niye varım? Niye yaratıldım? Hayat niye var? Neden yaşıyorum? Bu sıkıntılara, bu acılara katlanmaya değer mi? Hele toplumun ahmak, saçma ahlak kurallarına boyun eğmek? Sonra çocukları, kadınları istismar etmek, şiddete maruz bırakmak, öldürmek, parçalamak, ahlakı çürüterek ahlaklı görünmek… Ahlaksızlarla birlikte yaşamak!”

Çimenleri, otları, çayırları, ağaçları, çiçekleri düşündü. “Onlar neden yaşadıklarını, neden var olduklarını biliyorlar mı? Rüzgar, bulutlar, gökyüzü, yıldızlar kendi varlıklarından haberdarlar mı? Sıkıntı, acı, mutluluk, sevgi, özlem çekiyorlar mı? Kuş sesleri, çiçek kokuları, bitkiler, rengarenk kuşlar, rengarenk ve muhteşem çiçekler, ağaçlar, ormanlar… Doğa ayırtında mı bu özelliklerinin? Ama yine de bir duruşları var. Herkesin bir duruşu olmalı değil mi?”

Kitabın başına döndü, canı sıkkındı. Yeni bir kitaba başlamak için cesareti ve enerjisi yoktu. Konuyu dağıtmak ya da çeşitlendirmek istiyordu. Gözleri birini bekler gibi yol çekiyordu. Kafa bulanık olunca, gözler de bulanık görüyordu. Çekingenlik, kaygı, endişe ve korku… “Evet, evet onca kara, fırtınaya, onca sele, depreme rağmen doğa korkmuyordu. Her felaketin ardından kendini yeniden onarıyordu.”

Geçenlerde, kozalaktan........

© Karadeniz'de sonnokta