Siyasetin Aynasında Toplum ve İnsan
Bilimsel kılıfıyla siyaset (veya politika); "devletin ve toplumun yönetilmesi, ortak kararların alınması ve kaynakların adil dağıtılması süreci" olarak tanımlanır. Oysa uygulamaya baktığımızda, tanımın gerçekle hiç bağdaşmadığını görürüz. Bütün kararları onlar alır, onlar uygular; vatandaşa ise yalnızca "uymak" düşer.
Bence siyaset, tam anlamıyla bir kurnazlıktır. Yani parayla, yalan sözle; kurnazlık ve entrikayla insanları kullanma ve halkı yönetme biçimidir. Halk, her doğruyu bilmemelidir.
Ben siyaseti şöyle örneklendiririm: Siyaset, semt pazarındaki balık tezgâhına benzer. Üstü başka, altı başkadır; zaman geçtikçe de kokusu çıkar. Buna açıkça "üçkâğıtçılık" desek de teşbihte hata olmaz…
Siyasetçiler, seçilene kadar sürekli söz verirler; seçildikten sonra da söz vermeye devam ederler fakat ortada size verilen sözlerden hiçbirinde bir icraat bulamazsınız. Onlar halka değil, yalnızca nüfuz sahibi odaklara; zenginlere, güçlülere, menfaatlerine hizmet eden odalıklara hizmet ederler. Hani Nasrettin Hoca’ya sormuşlar: "Hocam, bize vadeli para verir misin?" Hoca da cevap vermiş: "Vade ne kadar isterseniz vereyim ama para vermem."
İstisnaları elbette tenzih ederek, büyük çoğunluğun takındığı bu tavırdan bahsetmek gerekir. Esasen insan, yaradılışı gereği zaaflara meyletmeye açıktır; ancak bu durumu eğitimle düzeltmek ve iyileştirmek de yine insanın kendi elindedir. Çünkü kendisine irade bahşedilmiştir.
Bilhassa ülkemizde —istisnalar hariç—........
