Tık tuzaklarından yapay zeka yamyamlığına: Haberi kimin için yapıyoruz?
Yapay zeka, haber sitelerini yalnızca okur için değil algoritmalar için de yazmaya zorlayan yeni ve varoluşsal bir döneme soktu.
Haberin insanlar okusun diye yapıldığı dönemin sonuna mı gelindi? SEO haberciliğinin internet ortamında haber yapan siteler için vazgeçilmez hale gelişi ve ardından gelen yapay zeka uygulamalarıyla birlikte, bu soru habercilik mesleğinin geleceği için yaşamsal bir anlam kazandı. SEO’nun açılımı Arama Motoru Optimizasyonu, baş harflerini İngilizcesinden alıyor: “Search Engine Optimization.” Kavram aslında doğrudan habercilik mesleğiyle alakalı değil; daha çok çevrimiçi bir pazarlama yöntemi. Haberciliğin modern çağa girişinden beri temel sorunsalı olan “reklam-haber” ilişkisinin toksikleşme eğilimi, dijital çağda SEO meselesiyle karşımıza daha büyük bir sorun olarak çıktı.
Çevrimiçi pazarlama yönteminde bütün dert, arama motorunun -ki uzun yıllardır bu alanda neredeyse bir tekel olan Google’ın- bizi “görmesi, fark etmesi, listelemesi ve üst sıralara çıkartması” olarak biliniyor. Oysa “Search Engine Optimization”, Google hayatımıza girmeden önce de vardı. World Wide Web’in ortaya çıkışının hemen ardından, 1990’ların ilk yarısında Archie ve Veronica gibi arama motorlarının ataları geliştirilmişti. Bu sistemlerin işleyiş mantığına uygun veri yapıları oluşturuluyordu. 1990’ların ikinci yarısında ise “backlink”, yani bir sitenin diğer siteye link vermesinin arama motorları açısından önemi yaygın bir bilgiydi. Google bu dönemde kuruldu ve 2000’lerin ilk yarısında pazar lideri haline geldi. Sonrasında günümüze kadar tüm SEO teknikleri Google odaklı geliştirildi.
MEDYA KENDİ ELİYLE BİR CANAVAR YARATTI
Çeyrek yüzyıldır ister deodorant satın, ister haber yapın fark etmiyor; sizi ilk önce Google görmeli. Bunun için de oyunu Google’ın kurallarına göre oynamanız gerek; işte buna habercilik alanında “SEO haberciliği” deniyor. SEO haberciliğinin adı kötüye çıkalı çok oldu. Ardı ardına bir sürü sorunun sıralandığı, asıl meseleye bir türlü gelmeyen, okurun tıklaması için çeşitli oyunlar oynayan içerikler, “SEO haberi” olarak anılıyor.
Onedio’nun İçerik Yöneticisi Levent Yaşar bunu şöyle vurguluyor:
“Okur; ne zaman, nerede, saat kaçta, hangi kanalda gösteriliyor gibi temel soruları öğrenmek için habere giriyor. Ancak bu bilgileri alana kadar lafı dolandırıp duran, tıklanma nedeni olan soruları farklı şekillerde yineleyip duran bir metni okumak zorunda kalıyor. Bir cümlelik bilgi için sayfayı aşağıya doğru kaydırırken reklamlardan kurtulmaya çabalıyor. Okurun bu tür içeriklerden nefret etmesi çok doğal. Medya sektörü kendi eliyle okuru kendinden uzaklaştıran bir canavar yarattı.”
Euronews ve NTV’ye teknoloji haberleri hazırlayan Çağla Üren de benzer şekilde yaklaşıyor konuya: “Medyanın giderek daha ‘reklamsı’ hale gelmesinin ana nedenlerinden biri aslında bu SEO haberciliği. Gazetecilik refleksi yerini tamamen algoritma refleksine bıraktı.”
BÜYÜK TEMİZLİK OPERASYONU
İşin özü, medyanın bir türlü içinden çıkamadığı fasit bir daire bu. Okuyucu para ödeme yanlısı değil. İçeriği üretmek maliyetli olduğu için reklam almak durumundasınız. Reklam verenler geniş kitlelere ulaşan medyayı tercih ediyor, o halde........
