menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Belediye yönetir gibi devlet yönetmek… Belediye eliyle parti yönetmek…

12 0
01.07.2026

Yazı uzun… Tamamı okunmadan meram anlaşılmaz.

Sonlarda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim; bu yazı CHP’nin başına bela olan Mutlak Butlan Davası’nın sebep ve sonuçlarına dair olmakla birlikte; masumiyet karinesi ihlali yapmamaya gayret edilerek yazılmıştır.

RP’Lİ BELEDİYEDEN AKP’Lİ BAŞBAKANLIĞA

Komedyen Deniz Göktaş’ın üzerine çok konuşulan gösterisinde ifade ettiği gibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi yolculuğu ile çoğumuzun hayatı maalesef büyük oranda kesişiyor.

Ayrıntılara girmemeye çalışarak özetlersek, solun 3 ayrı partiyle katıldığı 1994 İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini Refah Partili Recep Tayyip Erdoğan az farkla kazandı.

Dönemin konjonktüründe, 3’lü koalisyon hükümetinin halkı bezdiren politikaları ve yönetemez hale gelmesi; Belediye Başkanı Erdoğan için yürümesi görece kolay bir yol açtı.

Zaten aktif siyasetin en kılcal damarlarından gelen Erdoğan, Belediye Başkanlığından sonra; partisi içerisinde ‘Yenilikçiler’ hareketinin öncüsü oldu, ardından da 14 Ağustos 2001’de AKP’yi kurdu.

3 Kasım 2002’de yapılan seçimlerde, AKP ve CHP dışında hiçbir parti yüzde 10 barajını geçemeyince, oyların yüzde 34.28’ini alan AKP; 363 milletvekili ile meclisin yüzde 66’sını kazanmış oldu.

DYP yüzde 9,54; MHP yüzde 8.36; Genç Parti yüzde 7.25; DEHAP yüzde 6,22; ANAP yüzde 5,13 oy ile baraj altında kalmıştı.

Erdoğan ve AKP’nin önünün açılmasını sağlayan zemin; koalisyon hükümetlerinin istikrarsızlığı, devlet yapısının çözülmeye başlaması, tüm partilerin halkın gözünden düşmüş olması ve yüzde 10 barajının ciddi bir engel olarak duruyor oluşuyla şekillenen bir zemindi.

Antidemokratik 12 Eylül Anayasası’nın tüm olanaklarından yararlanan AKP, ülkeyi de belediye yönetir gibi yönetmek istiyordu.

Dönemin Ekonomi Bakanı Kemal Unakıtan’ın ‘Babalar gibi satarım’, ‘Karlı da olsa satacağız, zararlı da olsa satacağız’, ‘Parayı veren düdüğü çalar, köprüyü de otoyolları da satacağım’ sözleriyle başlayan süreç; Kemal Derviş programının olduğu gibi uygulandığı, özelleştirmelerin büyük bir hızla yapıldığı, emeklilik yaşı başta olmak üzere emekçilerin kazanılmış haklarının budandığı; ancak ‘ekonomi büyüyor’ süslemelerinin toplumu yanıltmak için kullanıldığı bir süreç olarak ilerledi.

Toplumun geniş kesimleri her bakımdan büyük kayıplar yaşadı.

PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI REFERANDUMU

16 Nisan 2017’de gerçekleştirilen ve hafızalarımızda ‘mühürsüz oyların kabulü’ olarak kalan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş referandumu; devletin tam anlamıyla belediye gibi yönetilmesinin önündeki tüm engelleri kaldıran, yetkinin tek kişide toplanmasının önünü açan tarihi bir dönemeç oldu.

Şimdilerde, ‘mühürsüz oyların kabulü’ne dair kimin ne söylediği ve yaptığı tartışılıyor, bence tartışılmaya da devam etmeli. Çünkü tıpkı dokunulmazlıkların kaldırılmasında olduğu gibi, dönemin birçok CHP yöneticisinin aktif rol aldığı, o dönem koçbaşı olanların şimdilerde tek suçlu olarak Kılıçdaroğlu’nu göstererek ‘cambaza bak’ yaptığı anlaşılacaktır. Kaldı ki, bunları Kemal Kılıçdaroğlu dahil, kim yaparsa yapsın hataydı.

Erdoğan, referandumdan ne beklediğini 15 Mart 2015'te Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni'nde yaptığı konuşmada söylemişti zaten:

"Benim derdim ne biliyor musunuz? Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa, Türkiye de öyle yönetilmelidir. Yoksa bileklerine bağlıyorlar prangayı, yürü yürüyebilirsen. Bu ülke bu şekilde sıçramaz."

Erdoğan daha sonra, 8 Haziran 2018'de, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin uygulanmasına kısa süre kala benzer bir ifadeyi tekrar kullandı:

"Devleti şirket gibi yönetirsek netice alırız."

Tüm yetkilerin tek adamda toplandığı, Belediye Başkanı gibi cumhurbaşkanlığı yapılan, daha da ötesi, bir patron gibi davranılarak devleti şirket, halkı çalışan olarak konumlandıran bir dönem...

Yönetenler bakımından muazzam olanaklar...

Demokrasi artık inilmesi gereken bir tren…

MUHALEFETTEN PARLAMENTER SİSTEM TALEBİ

14 Mayıs 2023 seçimlerinde 6’lı masa başta olmak üzere siyasetin hemen hemen muhalif tüm renklerinin ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’........

© İz Gazete