menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yamalı ülkenin yaralı evlatları

18 0
26.07.2026

Her ne kadar kendimiz adına endişe etmesek bile birçok handikap nedeniyle maalesef ki yazdıklarımızı ince eleyip dokuyamadan ortaya bırakıveriyoruz. Öyle mi olsa, böyle mi yazılsa diye düşünürken yeni bulduğum yöntemle hayvan belgeseli yazıları yazmamaya direneceğiz.

Yani direneceğiz derken çok da umut vadeden bir direnme değil elbette. Sadece sesimiz kadar, sadece hayatta kapladığımız yer kadar, banka hesaplarımız, kredi kartı borçlarımız, kredilerimizin verdiği ödeme taahhütü kadar bir direnmeden bahsediyorum elbette…

Kusura bakmayın canım başlığı okuyup devamına bakmayanlar, kusura bakmayın klavye başında vatanperverlik yapanlar, kusura bakmayın efenim işten eve gidip, iki kelam kurmaktan çekinip, ülkenin hepsinin ayağa kalkmasını bekleyip kendi gideceği yolu belirlemek için pusuya yatanlar. Kusura bakmayın ’vatan sağ olsun’ deyip vatan topraklarının parça pinçik edilmesine göz yumanlar. O cümlenin arkasına sığınanlar, buradan bölündüğümüzü bilip susan hatta katkı sunanlar.

Kusura bakmayın kadıya kaz götürenler, kaz götürmek için sırada bekleyenler ya da sıraya girmek için tanıdık arayanlar, hiçbirisi olamadığı için göz yumanlar, susanlar, susmak için kendine taraf bulanlar. Tüm kusurlarımız, tüm iğrençliklerimiz için yaklaşık iki asır önce Aşık Seyrani bu dizeleri yazmış.

Mahkeme meclisi icat olduğu

Çeşme-i rüşvetin akmaklığından

Kaza bela ile alem olduğu

Kazların kadıya uçmaklığından

Asırlar önce yazılmış olan taşlamalarının her bir cümlesinin günümüzde yazılmış gibi anlamlar barındırması da bizim kaçınılmaz sonumuz gibi adeta. Bir toplumun en önemli ve olmazsa olmazlarının paran kadar olduğu bir dönemden geçiyoruz, yine, yeniden, tekrar........

© İz Gazete