İnsanlığın son kullanma tarihi
Sevme halini, sevme halinin bizi dönüştürdüğü çocuklaşma hissini ne kadar unutmuşuz. Sanki birkaç yüzyılın çarpımı kadar bir süredir kalbimiz ritim değiştirmeyi başka duyguların ezici çoğunluğuna bırakmış gibi.
Öyle silikleşmiş ki sevdiğimizi görünce titreyen ellerimizin anıları, sanki sadece korku ile tatmışız bu hissi. Sanki sadece ölüm ya da kara haberlerde nefes alışverişimiz hızlanmış, sevdiğimizin nefesinin nefesimize değişini dünyanın varoluşu ile birlikte bir patlamada yitirmişiz gibi.
Sevdiğimiz yamacımızdan geçerken kızaran yanaklarımız hiç olmamış gibi, sadece kızgınlıktan kan kırmızı hale dönüşen insanlar topluluğu gibiyiz. Sevdiğinden az kullanılmış insan olma stajında, sınıfta kalmış iki ayaklı yaratıklar olarak tavaf ediyoruz dünyanın dört bir ücrasını.
GÜNCELLEME İÇİN YETERSİZ BAKİYE
Dünya olarak tabi olduğumuz kapitalist sistemin dezavantajı olsa gerek bulunduğumuz durum. Her şeyin yeni sürümü için bir bedel ödeme zorunluluğu bizim canım insan soyu için de geçerli olsa gerek ki bir türlü bir üst modelimize geçiş sağlayamıyoruz. Ödeyecek bedeli olanların hamur bozukluğundan uyum sağlayamadığı, ödeyecek bedeli olmayanların daha büyük bedellerle eski insan soyunu sürdürmeye maruz bırakıldığı, sosyal devlet olamayan devletin seri üretimleri gibi rutubet........
