Bu siyasetsizlik devam etmemeli
Her hafta köşemi yazmak için şu boş sayfaya baktığımda 4 köşesinin arasında sıkışıp kalıyorum. Köşe yazma işi beni ülke gündeminin derinliklerine attığından beri böyle sürüp gidiyor.
Her Allah’ın günü, hemcinsleri öldürülen kadınlar, atanmayı bekleyen öğretmenler, torununa harçlık verebilmeyi umut eden emekliler, makarna dışında bir şey yiyebilmeyi bekleyen gençler; nereden rant sağlayabileceğini kestiremeyen siyasetçiler, halk tepki gösterir de iftar soframızda “porsiyonları küçültmek” zorunda kalırız diyen vekiller, “acaba koltuğumuzdan inecek miyiz” diye düşünen başkanlar, “kefenin cebi nasıl olmaz” diye isyan eden zenginler gibi üzerime gelen her bir köşeye çarpıyorum.
Köşelerimde düşmeyi en sevdiğim tekrar burası işte. Joseph Goebbels’in “Yeterince büyük bir yalanı sürekli tekrarlarsanız, insanlar inanır” tekniği ile yıllarca, “Türkiye bir hukuk devletidir” , “Ekonomimiz büyüyor” , “Almanya bizi kıskanıyor” yalanları ile halkı uyuttuğunu sanan iktidara yurttaşın gerçeklerini her fırsatta yinelemek gerektiğini düşünüyorum.
İktidar kanadında hal böyleyken muhalefetten daha farklı bir şey beklemek hata olur herhalde. Geçtiğimiz sene bugün cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile halkın birikmiş öfkesini kusmasını açtıkları “temiz sayfalar” ile hiç etmekle başlamışlardı kariyerlerine. 1 senede bir yere varamamış olacaklar ki 19 Mart’ı........
