menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Önemli Görünme Hastalığı: Çağın Sessiz Çöküşü

10 0
20.03.2026

İnsanoğlu tarih boyunca birçok kriz yaşadı.

Savaşlar, kıtlıklar, salgınlar…

Ama bugün karşı karşıya olduğumuz kriz, diğerlerinden çok daha sinsi, çok daha derin ve çok daha tehlikeli:

“Önemli biri gibi görünme hastalığı.”

Bu bir davranış değil.

Bu bir karakter aşınmasıdır.

Bu, insanın özünden kopuşunun adıdır.

Artık kimse olduğu gibi değil.

Herkes, olması gerektiğini düşündüğü kişi gibi davranıyor.

Daha doğrusu… öyle görünmeye çalışıyor.

Bugün bir insanı tanımak artık zor.

Çünkü gördüğünüz kişiyle, gerçekte olan kişi aynı değil.

Herkesin hayatı “çok dolu.”

Ama modern bilim bize başka bir şey söylüyor:

İnsan beyni, sürekli bir ödül arayışı içindedir.

Bu arayış, Dopamin sistemi üzerinden çalışır.

Takdir edildiğinizde…

Beyniniz size küçük bir ödül verir.

İşte sosyal medya, tam olarak bu sistemi hedef almıştır.

Gerçek başarıyı değil, görünür başarıyı ödüllendiren bir düzen kurulmuştur.

Artık insanlar başarmak için değil…

görünmek için yaşıyor.

Psikolojide önemli bir kavram vardır:

Sosyal karşılaştırma teorisi

Bu teoriye göre insan, kendini başkalarıyla kıyaslayarak tanımlar.

Eskiden bu kıyas, dar bir çevrede olurdu.

Bugün ise milyonlarca insanın hayatı, tek bir ekranın içine sığdırılmış durumda.

Ve herkes, hayatının en parlak anını sergiliyor.

Kimse yorgunluğunu göstermiyor.

Kimse eksikliğini paylaşmıyor.

Kimse sıradanlığını kabul etmiyor.

Çünkü bu çağ, sıradan olana tahammül etmiyor.

Daha da tehlikelisi şu:

Bu durum artık sadece bir alışkanlık değil,

psikolojik bir bozulma haline gelmiştir.

Uzmanlar, bu sürecin narsistik eğilimleri beslediğini açıkça ifade ediyor.

Yani insan artık sadece görünmek istemiyor…

hayranlık duyulmak istiyor.

Ve bu noktada şu gerçekle karşılaşıyoruz:

İnsanlar değerli olmak için değil…

değerli görünmek için çabalıyor.

Oysa hakikat çok daha sade:

İnsan olmak, başlı başına bir değerdir.

Ama bu çağ, insanı insan olduğu için değil,

sergilediği imaj kadar değerli sayıyor.

İslam bu konuda çok net bir ölçü koyar.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

“İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm Suresi, 39)

Bugün ise insanlar çalıştıklarıyla değil…

gösterdikleriyle karşılık buluyor.

“Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, kalplerinize ve amellerinize bakar.”

Ama modern dünya bu ölçüyü tersine çevirdi.

Artık kalp değil vitrin konuşuyor.

Amel değil algı konuşuyor.

Tasavvuf ehlinin “riya” dediği kavram,

yani insanların görmesi için yaşamak…

Bugün yeniden karşımızda.

Ama bu kez daha tehlikeli bir formda:

Artık insanlar sadece iyi görünmek istemiyor…

iyi görünüyormuş gibi görünmek istiyor.

Peki bu düzen nasıl kuruldu?

İşte burada sinema, medya ve dijital platformlar devreye giriyor.

Çünkü insan zihni, gördüğüyle şekillenir.

Ve modern çağın en güçlü silahı şudur:

Sinema, diziler, reklamlar…

Hepsi aynı mesajı tekrar eder:

“Diğerlerinden farklı ol.”

Ama bu mesajın alt metni şudur:

Bugün izlediğimiz pek çok yapımda;

başarılı insan, güçlü insan, değerli insan…

Hep “dikkat çeken” kişidir.

Kendi halinde olan yoktur.

Çünkü bu sistem, görünmeyeni yok sayar.

İşte tam da bu yüzden insanlar artık yaşamıyor…

Herkes bir karaktere dönüşmüş durumda.

Herkes bir rolün içinde.

Ama insanın kaldırabileceği en ağır yük şudur:

Ama bu yorgunluk çalışmaktan değil…

Ama bu tükenmişlik hayatın zorluğundan değil…

sürekli güçlü görünme zorunluluğundan.

Ve artık şu gerçeği açıkça söylemek gerekiyor:

“Önemli görünme” arzusu,

modern çağın en yaygın ve en tehlikeli psikolojik hastalıklarından biridir.

Hatta çoğu zaman alkışlanır.

Ama insanın içini çürütür.

Çözüm; daha fazla görünmek değil…

daha gerçek olmaktır.

Çözüm; daha önemli olmak değil…

Belki de bu çağın en büyük devrimi şudur:

Gösterişten uzak durabilmek.

Kimse görmese bile doğru kalabilmek.

Çünkü insanı değerli yapan şey;

kaç kişinin onu gördüğü değil…

Allah’ın onu nasıl gördüğüdür.

İnsan olmayı kaybeden bir toplum,

ne kadar güçlü görünürse görünsün…

ne kadar alkış alırsa alsın…

Aslında çoktan çökmiştir


© İstiklal