menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sözü Yükselten Adam

1 0
latest

MESTUR bir kişiliği vardı.

Sütre gerisinde duruyor gibiydi ancak hakikat tamamen bunun tersiydi.

Görünmüyordu ancak biliniyordu.

Az yazıyordu ama özün özüydü söyledikleri.

İnsanı aklının koridorlarında ustaca dolaşarak muhakeme, doğruyu yanlışın içinden çekip alma ve hakikatle yetkinleşme diyebileceğimiz temyiz yetimizi güçlendiren düşünme eğitimleri veriyordu bizlere o kısacık cümleleriyle. Onun çarpıcı bu cümleleri hepimizi “Hayat vakfesine” davet ediyordu.

Arafat’taki vakfede nasıl mü’min gönüller Âdem Nebimizle tanış olmadan farizası tamam olmuyorsa aynen onun gibi hakikatle tanışmadan kişi içindeki Âdem’i bulup kendilik bilincine erişemiyordu.

Selahattin Şimşek bizi adam olmaya yani Âdem olmaya çağırıyordu.

Duruyor, nefes alıyor ve düşünüyorduk söylediklerini.

Ne demek istediğini kavramak için zihnî jimnastik elbette gerekiyordu. Hakkını vermek başka türlü mümkün olmazdı zaten.

SELÂHADDİN ŞİMŞEK benim gönlümde “Meçhul bir meşhur” idi.

Feryat figan bir yandan…

Toros kilimleri gibi, rengarenk ve nakış nakış…

Nice uykusuz kalınmış gecelerin sabahında göze aydınlık, kalbe nur olarak lütfedilen ışıtıcı, şimşek gibi çarpan ve ayıltan cümlelerle ruhumuza ilmek atıyordu.

Yükselen sözlerin sahibiydi.

Ve elbette yükselten…

Gönül göğüne yükselen bu cümlelerin sahibi “Tenha” idi.

Sakarya’da yaşıyordu.

Kendini kibre bulayan bir şehir gevezesi değil, hakikat kaftanına sarılıp kalbinin Hira’sından sözcükler havalandıran bir “Dağ ereni” gibiydi.

Kendini meçhule salan mütevazı bir meşhur…

ZAFER İlim Araştırma Dergisi…

İlmin ve yazı dünyasının parlayan yıldızlarının harman yeri…

Bu gerçekler meydanında “Merd-i Meydan” olan ilmin kapısı İmam-ı Ali’nin izinden giden kimler yoktu ki! Gerçek âşık ve gerçek âlim Haluk Nurbaki, saklı tarihin gizlenmiş gerçeklerini aşikâr eden şair İbrahim Erdinç Şumnu, hayatın içinden hikâyeleri ile anlam bağları oluşturan Cüneyd Suavi, her sayıda ölümün son olmadığını haykıran Selim Gündüzalp, kelimeleri bir fırça gibi kullanarak seyrine doyum olmayan sahneler sunan Gürbüz Azak, tefekkür gezilerine çıkartan Ümit Şimşek, uzayın derinliklerini kalbimize dolduran Taşkın Tuna, bir sevgi dervişi naifliğinde yüreğimize dokunan Vehbi Vakkasoğlu, coşkun bir göze gibi coşup taşan Cihad Zafer, çizgileriyle bizleri zihnimizin labirentlerinde dolaştıran Osman Suroğlu ve daha niceleri Zafer Dergisinin açtığı ilim meydanının iç sayfalarında kalem kılıcını kuşanan meydanın mertleriydi.

Ş. imzasıyla tüm bu kalem erbabına arka sayfa yazılarıyla güç veren muhkem bir kale vardı: Selâhaddin Şimşek.

GÜRBÜZ AZAK usta arka kapak fotoğraflarına Selahattin Şimşek’e ait cümleleri o görsele mahsus her biri farklı karakterde fırça yazıları ile destek oluyordu. “Alaturka Sanat Evini” kapatarak Türkiye Gazetesinde “Dürbün” adını verdiği köşesinde günlük yazılarına başlamıştı.

Arka kapak yazı notu ve fotoğrafını alarak ürkek bir çekingenlikle yine yanına gitmiştim. Devam edip etmeyeceği hususunda tereddüdüm vardı. Her zamanki sevecenliği ile gözlüğünü burnunun ucuna doğru indirerek mutat olduğu üzere soyadımla seslendiğinde tüm kuşkularım izale olmuştu.

Yer gösterip işaret ettiğinde oturdum. Masasının arkasındaki dolaptan bir fırça ve mürekkep kutusunu çıkarıp göstererek “Ressamlığı bıraktım ama sizin arka kapak yazılarınız için bunları bıraktım” demişti.

Bu, bir söz erbabının sözünü yükselten bir başka söz kahramanına olan gönülden desteği idi.

SELÂHADDİN ŞİMŞEK ustayı birkaç kez görme bahtına eriştim.

Bu sebeple ömrü hayatımda sözünü yükselten, derin düşünen bir filozofu gördüğümü rahatlıkla söyleyebilirim. Zihnimi çapalayan yüzlerce cümlesinin yanı sıra her daim gönlümün yiv ve setlerinde dönüp durarak yankılanan, sosyal mecra eblehleri tarafından Hz. Mevlana’ya yakıştırılan bir nefesi şuydu: “Sesini değil, sözünü yükselt. Çiçekleri büyüten gök gürültüleri değil, yağmurlardır.”

Yükselen sözler olan vahyin izinden giderek sözünü yükselten Selahattin Şimşek ustaya birikmiş tüm selamlarımla birlikte rahmet niyazlarımı yolluyorum.

DÜŞÜNCE ve kültür dünyamızda benzersiz bir yeri olan Mehmet Selâhaddin Şimşek vefatının 32. Yılında Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından rahmet ve saygıyla anılıyor.

Pek çok ehl-i kalemin yazı ve hatıralarıyla vücuda gelen “Yıldızlara Tırmanan Adam: Mehmed Selâhaddin Şimşek” adlı eserde bu yazıyla yer aldık.

Bugün saat 18.00’de Sakarya Ofis Sanat Merkezi’nde kitabın gala programı ile sanatçının özdeyişlerinden derlenen Ş. posterleri sergisinin açılışı gerçekleşecek.

Yıldızlara tırmanan ve ardından gelenlere de cömertçe izler bırakan üstada binler rahmet ve şükran…


© İstiklal