Suadiye’de bir Lezzet Nöbetçisi
Dilek Şarküteri ve Ali Yüce
Bazen bir semtin hafızası, görkemli yapılarda değil; kapısı her gün aynı samimiyetle açılan mütevazı dükkânlarda saklı. İstanbul’un Suadiye’sinde, Ayşe Çavuş Caddesi üzerinde neredeyse yarım asırdır ışığı sönmeyen Dilek Şarküteri de işte böyle bir hatıra defteri gibi. Vitrinindeki peynirler, zeytinler, mezeler yalnızca birer gıda maddesi değil; bir ömrün, bir emeğin ve ince ince işlenmiş bir esnaflık ahlakının sessiz tanıkları.
Bu hikâyenin başkahramanı Ali Yüce, Ordulu bir Anadolu çocuğu. 1977 yılında, henüz İstanbul’un bugünkü kadar kalabalık olmadığı zamanlarda açılmış bu mütevazı dükkânın ardındaki isim. Aradan geçen on yıllar boyunca şehir değişmiş, sokaklar dönüşmüş, alışkanlıklar bambaşka bir yöne savrulmuş; ama Dilek Şarküteri hep aynı yerde, aynı ciddiyetle yoluna devam ediyor.
Ali Yüce’nin hayat yolculuğu
Ali Bey’in hayatı düz bir çizgi değil. Asıl mesleği Tekstilcilik’tir. Yurt içi ve yurt dışında çalışmış, kendi çapında fabrikalar kurmuş, tasarım ofisleri açmış; İsviçre’de mağaza, Almanya Stuttgart’ta markası olan bir firma sahibi olmuş bir girişimci. Fasonculuğa hiç girmeden üretimin içinde var olmayı seçmiş, işini büyütmüş bir iş insanı… Fakat kaderin garip cilvesi midir bilinmez, gönlünün gerçek limanı Suadiye’deki bu küçük şarküteri oluyor.
Aslında Dilek Şarküteri, onun hayatında bir kaçış durağı olarak başlamış. Bir firmada insan kaynaklarında çalışırken açtığı bu mekânı, “çayımı kahvemi içerim, dostlarım gelir gider” düşüncesiyle kurmuş. Ne var ki dükkân zamanla sadece bir alışveriş noktası değil, sıcak bir buluşma adresi hâline gelmiş. Tekstil işleri de iyi gitmeyince yeniden buraya dönmüş ve o gün........
