ÇANAKKALE'YE MANEVİ BAKIŞ
Çanakkale’de destan yazmış bir milletin evlatları,bugün vatanlarında yaşanan ‘ahlâk anarşizmi’ne duyarsız hâle gelmişse eğer vatan ve namus için can verdirten ruhtan çok uzağız demektir…
Emanetler ehline verilmek yerine, yalanda ve düzenbazlıkta ehil olmuş olanlara veriliyorsa Çanakkale ruhunun esaslarına tam sahip değiliz demektir...
Öyleyse şimdi silkelenme, titreme ve kendine gelme vakti.
Yoksa Çanakkale’de destan yazmış şehidlerimiz, mahşerde yakamıza yapışıp bizden davacı olacaklar.
Onun için biz, şimdi bu ruha zarar veren herkesin yakasına yapışacak ve davacı olacak bir cesarete muhtacız. Cesaretin kaynağı ise imândır.
Çanakkale’ye ruh veren ‘kuvvetli imân’ı elde etmedikçe dirilişimizin ancak filmini ve edebiyatını yaparız ama asla dirilemeyiz…
Şehitlerimize sonsuz rahmet dilerken ‘Çanakkale ruhu’ ile vatanlarını savunan İslam Dünyası’nın tüm mücahidlerini hürmetle ve saygıyla selamlıyorum.
Bağrında barınır onca şüheda,
Canını uğruna eylemiş feda
Allah Allah! Diyen binlerce seda,
Hala duyuluyor sır Çanakkale!
Çanakkale Savaşı’nın tarihi yönlerini zaten biliyorsunuz. Sizlere Çanakkale zaferinin manevi yönüyle ilgili bazı mâlumatlar aktarmak arzusundayım. Aslında bizden beklenen, onlara yakışır bir nesil yetiştirmek ve onların emanetlerine sahip çıkmaktır. Ecdadımız gönüllerinde, canlarından aziz bildikleri sarsılmaz bir îman ve vatan sevgisi vardı. Bu sevgiyi diri tutan da hiç şüphesiz Allah ve Rasûlü’ne duydukları îman muhabbetiydi. Çanakkale bir neslin biçildiği bir neslin adeta gömüldüğü ve okulların mezun vermediği bir günün adıdır. Çanakkale’de Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in izleri vardır.
Ayet-i kerimede mealen; “İnsan kendini başı boş mu sanıyor? Rabbimiz sizi gözetliyor takip ediyor yönlendiriyor. “buyruluyor. Her gün Fatiha suresini okurken Rabbil alemin demiyor muyuz? Alemlerin Rabbine hamd etmiyor muyuz? Evet,elbette.
Allah bu alemin nizamı ve intizamı için her hareketimizi bize tarif için ayetler ve peygamberler göndermiştir. Örneğin, ticaret mi yapıyorsun? Çalmayacaksın, kandırmayacaksın, aldatmayacaksın. Bunun kaidelerini bizlere öğretiyor. Peki, ibret alıyor muyuz, aklediyor muyuz?
Milli şairimiz Mehmet Akif,
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle; diyor.
Ne güzel ifadeler değil mi.. yine bir dizesinde;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana
Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.
dizeleriyle duygularımızı dile getirmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kucağını açmış seni bekliyor. Çanakkale’de Bedir Savaşı’nın sahnelerine benzer sahneler yaşandı. Çanakkale’de şehitler kanlarıyla, elbiseleriyle gömülür çünkü onlar kanlarını imanlarına şahit tutmuş insanlardır. ”Benim imanıma canım kanım şahit Yarabbi” diyen insanlardır şehitler. 17 Mart gecesi müttefik kuvvetlerin hepsinde eğlence vardı. Adeta bayram vardı çünkü bütün mukavemetler kırılmış, Almanların döşediği üç yüz yetmiş mayının kimisi patlatılmış, kimisi toplatılmıştı.18 Mart sabahı boğaz geçilecek Çanakkale geçilecek ve İstanbul’a gelinecekti. İstanbul’da boğazı gören bütün mekanlar kiralanmıştı. Gemilerin girişi seyredilecek o günkü şartlarda kutlamalar yapılacaktı. İslam askerlerinin, Osmanlı askerlerinin kolu kanadı kırılmış çünkü mukavemet gösterecek dirençleri kalmamıştı. Mevki komutanlarından Miralay Cevat Bey günlerdir uykusuz oradan oraya koşuyor ama artık işin sonuna gelinmiştir, apılacak bir şey yoktur. Yarısı kırık iskemlesine oturmuş yarın ne olacağını düşünmektedir. Yarın her şeyin bittiği gündür derken bir ara çenesi bağrına düşer, Miralay Cevat Bey bir ara dalar çünkü uykusuzdur. Şehitlere ağuşunu açmış bekleyen Peygamber, Miralay Cevat Bey’in rüyasında karşısına çıkar “Evladım niçin üzgünsün böyle?”der. Cevat Bey birden........
