menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hırs Cehalet ve Kanun Tanımazlık (5)

6 0
previous day

Bir ülkenin ormanları yanarken suç rüzgârın hızına bağlanıyorsa… Depremde binaların yıkılması sonucu ölen kişilerin kaderi buymuş elden ne gelir deniliyorsa… Sel suları evleri basıyor, araçları sürüklüyor, insanların ölümüne sebep oluyor da yağmurdan hesap sormaya kalkışılıyorsa… O ülkede sadece ilim değil vicdanlar da iflas etmiş demektir. Şüphesiz ki her felaketin kendine özgü bir sonucu olacaktır. Ancak felaket cehaletle kol kola girerse o ülke insanının ne mağduriyeti ne çilesi ne de yası biter.

Türkiye, 6 Şubat 2023’te asrın felaketini yaşadı. Resmi kayıtlara göre yaklaşık 60 bin kişi yaşadıkları evlerin enkazının altında kalarak can verdi? Deprem bize yapı güvenliğinin, imar uygulamalarının, afet hazırlığının ve kamu kurumlarının koordinasyonunun ne kadar zayıf olduğunu gösterdi. Şayet bu depremlerden gerekli dersler çıkartılmadıysa olası bir depremde aynı acıların yaşanmayacağını kim garanti edebilir? Yine yıkılacak binaların altında kalan insanlar için “kaderleri böyleymiş” mi denilecek. Yine sorumluluk Allah’a mı yüklenecek. Bu yükleme ile vicdanlar rahat edecek mi? Ormanları korumak, doğal alanları gözetmek, şehirleri depreme hazırlamak devleti yönetenlerin öncelikli görevi değil mi? Felaket yaşandıktan sonra sorumluları aramak yerine felaket gelmeden önce tedbir almak gerekmez mi? O halde devleti yönetenler, sorumluluğunu bilmeli, cehaletin karanlığından kaçınmalı ve bilimin ışığında yürümelidirler.

Ülke olarak çektiğimiz acılardan bir diğeri de on binlerce insanımızın hayatına mal olan terör olaylarıdır. Biz, millet olarak bu güne kadar yaklaşık 60 bin insanımızı teröre........

© İstiklal