menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BİLİM KÖRLÜĞÜ, KÖRLERİN GÖREMEDİĞİ HAZAR GÖLÜ VE ÇEVRESİ

14 0
18.05.2026

Bilim körlüğü, her körlükten daha kötüdür. Bilim körlüğü, insanın gözlerinin değil, aklının ve muhakemesinin kapanması demektir. Fiziksel körlükte insan göremez ama düşünebilir, hissedebilir, sorgulayabilir. Bilim körlüğünde ise kişi bakar ama görmez; duyar ama anlamaz; inanır ama araştırmaz. Çünkü mesele göz değil, zihindir.

Bilim körü insanlar: Gerçeği araştırmak yerine peşin hükümlere teslim olur. Sorgulamayı tehlike görür, delil yerine sloganla hareket eder, bilimin uyarılarını küçümser ya da inkâr eder.

İlmi gerçekleri reddeden toplumlar tarih boyunca; salgınlarla, savaşlarla, kıtlıklarla, geri kalmışlıkla yüzleşmek zorunda kalmış ya tarih sahnesinden silinmiş ya da olayları, durumları, olacakları bilim gözü ile gören, değerlendiren, bilime önem veren toplumların uşağı olmuşlardır. Çünkü bilim; sadece teknoloji üretmez, aynı zamanda insana doğru düşünme yöntemi de kazandırır. Bilim körlüğü ise insanı hurafenin, hileli yönlendirmenin ve dogmanın esiri hâline getirir. Bilim körü insan, çoğu zaman kör olduğunu fark etmez. Hatta kendisini en doğruyu bilen kişi zanneder. Bu yüzden bilim körlüğü, cehaletten daha tehlikeli ve risklidir. Çünkü cahil insan öğrenebilir; fakat bildiğini zanneden insan öğrenmeye kapalıdır.

Şimdi bu körlüğü, bilim körlüğünü, çok açık ve net bir örnekle somutlaştırayım: Bilindiği üzere yüzyıllardan beri Elazığ ili Maden ilçesinde bakır cevheri çıkartılmaktadır. Yüzyıllarca çıkartılan bu cevher, çıkartıldığı yerde işlenmekte, mamul madde haline getirilmekteydi. Şimdi yine aynı yerde aynı maden özel bir şirket tarafından misli ile çıkartılıyor. Özel şirket, içerisinde altın ve gümüş gibi bileşenleri de barındıran bakır ve bileşenlerini, kimyasal maddelerle ayrıştırdıktan sonra işine ve kolayına geldiği için çıkardığı yerden 42 km uzaklıktaki Maden ilçesine bağlı Gezin tren istasyonuna kamyonlarla taşınmak ve burada depolanarak sevkiyatının yapmak istiyor, bunun için bu istasyonda hummalı bir çalışma sürdürüyor.

Depolama ve sevkiyat için seçilen bu yer, Hazar Gölü’ne 500 metre uzaklıktadır. Evet, yanlış okumadınız sadece 500 metre... Seçilen bu istasyon, Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 09.04 2015 tarih ve 4078 sayılı olurları ile “Ulusal Önleme Haiz Sulak Alan olarak tescillenen 288.460 dekarlık bir alan içerisindedir ve “Sit” alanıdır.

Nedir sit alanı? Sit alanı: geçmiş uygarlıkların izlerini taşıyan kültürel varlıkların veya benzersiz doğal oluşumların korunması amacıyla yasal olarak güvence altına alınmış özel bölgelerdir. Bir yerin sit........

© İstiklal