Bayrağa Uzanan El, Milletin Namusuna Uzanmıştır
Bayrak, sıradan bir kumaş parçası değildir. Bayrak; bir devletin varlığının, bir milletin birliğinin sembolüdür. Uğruna can verilen, kan dökülen; gönderde dalgalandığında millete güven veren, yere düştüğünde yürekleri dağlayan kutsal bir değerdir. Türk bayrağı, sadece bir sembol değil; şehitlerin kanıyla mühürlenmiş bir tarihin, bir mücadelenin ve bir istiklalin sembolüdür. Bu yüzden bu milli ve ortak değere, Türk bayrağına uzanan her el, sadece onu gönderde dalgalandıran bir direğe değil; bu milletin namusuna, şerefine ve birlikte yaşama iradesine ve varlığına uzanmış sayılır.
Son yaşanan olay, Türk bayrağına karşı girişilmiş sıradan bir provokasyon değildir. Bu, devletin egemenliğine, milletin ortak değerlerine ve toplumsal barışa yönelmiş açık bir meydan okumadır ve ne yazık ki bu ilk değildir. Hafızalarımızda hâlâ tazeliğini koruyan 2014 Lice olaylarında da benzer bir utancı yaşamıştık. O gün de “provokasyon” denilerek geçiştirilmiş, bugün olduğu gibi mesele geçici kınamalarla örtülmüştü.
Adı ne olursa olsun, ister “ikinci açılım” deyin; ister kulağa hoş gelen ambalajlarla “Terörsüz Türkiye…” Bir gerçeği tekrar tekrar hatırlatmak zorundayız: Terörle müzakere edilmez. Teröristle masaya oturulmaz. Terörle mücadele edilir.
Söyler........
