Zulmün Kıskacındaki Dünya İslam’ı Bekliyor - 8 “Beşerî İdeolojilerin Din, Kurucularının da İlah Gibi Addedilmesi”
Bu yazımızda din gibi telakki edilen beşerî ideolojilere ikinci misalimiz olan sosyalizm/ komünizmden bahsedeceğiz.
I- Sosyalizm ve Komünizmin Doktriner ve İdeolojik Yönü
Ekonomik görünümlü ideolojik sistemlerden ikincisi sosyalizm/ komünizmdir. Esasen sosyalizm; komünizmin ideolojik ve sosyokültürel cihetini de teşkil etmekle daha geniş, esnek ve kapsayıcı bir özelliktedir.
Bu cümleden olarak sosyalizm, dünyanın çeşitli yerlerinde farklı görünümler arz etmekte, bazı yerlerde diktayla, bazı yerlerde demokratik usullerle, hatta bazı yerlerde de yerel ve milli unsurları bünyesine alarak iktidara gelmeye çalışmaktadır. Mesela Arap dünyasında “Arap sosyalizmi” başka bir ifadeyle “Baas rejimi” olarak kendini göstermektedir. Dahası bu ideoloji hilkat garibesi bir anlayış olarak İslam’a da izafe edilerek, “İslam sosyalizmi”nden bile bahsedilebilmektedir.
Sosyalizmin en katı şekli; dünya görüşü ve teorisiyle mutabık orijinal hali, 1917’de Bolşevik İhtilaliyle Rusya’da ortaya çıkan komünizmdir.
Bu ideoloji daha ziyade ihtilallerle, kan dökerek, zorla hâkim olma metodunu tercih etmiştir. Rusya’da Lenin, Çin’de Mao, Küba’da F. Castro gibi şahsiyetler bu anlayışın en bilinen örnekleridir.
Bu ideolojide fıtrata, insanın hürriyeti esas alan tabii meyillerine hak verilmez; bilakis bunlar şiddet ve baskıya maruz bırakılır. Onun için bu rejim tarihin en vahşi ve en acımasız uygulamalarından biridir.
Bu gayriinsanî ve gayriilmî yapısından dolayı insanların tepkisiyle karşılaşmış, Sovyet Rusya’da doksan yıl içinde çökmüş, tarihin çöplüğüne atılmıştır.
1- Sosyalizmin / Komünizmin Gayriinsanî Yapısı
Sosyalizm/ komünizm, materyalizmin en küstah hali olan ateizm temeline dayanır. İnsan hak ve hürriyetlerinin yanında din, inanç, ahlak ve fazilet gibi yüce değerleri de inkâr eder ve bu değerlere inananlara gerici yaftası yapıştırır.
İnsan fıtratıyla mutabık olan ferdî mülkiyeti yok sayar. İnsanları rejimin kul ve köleleri kabul eder. Hâkimiyet mevkiinde olan komünist partisi yetkililerinin ve rejimi korumakla görevli vahşet ordusunun emir ve direktiflerine kayıtsız şartsız itaat edilmesini ister. Bunu yapmayanları sorgusuz sualsiz ortadan kaldırır. Doksan yıllık Sovyet komünizmi döneminde öldürülen veya sürgüne gönderilen insan sayısının atmış milyonun üzerinde olduğu tarihî kaynaklarda yazılıdır.
Bu vahşet rejiminin kurucusu, aslen Yahudi olan Alman asıllı Karl Marx’tır. Engels de kurucular arasında sayılırken Lenin, Mao, Castro, Guevara ve Ho Şi Minh gibi barbarlığı ile bilinen isimler diğer önde gelen liderler arasındadır.
Bir önceki yazımızda anlattığımız gibi, batıda 18. asırdan sonra pozitivist felsefe koyu bir dinsizliğe sebep olmuştur. Bu sapkın zihniyet, inkârcı komünist rejime de zemin hazırlamıştır.
Pozitivist felsefe ile K. Marx’ın tarihî maddeciliği ve diyalektik maddecilik; “din müessesesinin miadını doldurduğu, bundan böyle toplumların dinsiz bir dünya görüşünü tercih edeceği” tezini savunmuştur. Hâlbuki bu hakikatten çok uzak bir iddiadır ve bu iddianın seslendirilmesinden sonraki dönemlerde insanlığın dinî inanışlara gösterdiği meyil, bunu fiilen ispatlamıştır.
K. Marx her ne kadar bu rejimin kurucusu olarak “Din afyondur” dese de, bu söylem insanların fıtrat ve vicdanlarında, akıl ve mantıklarında, dolayısıyla da toplum nezdinde kabul görmemiş ve tepkiyle karşılanmıştır. Keza bu iddia tabii ilimlerin lisan-ı haliyle de çelişmiş ve reddedilmiştir.
2- Sosyalizme / Komünizme Destek Mahiyetli Sapkın Nazariyeler
Batıda pozitivist felsefe ile başlayan ve bir furya halini alan ateizm, K. Marx’a paralel olarak, yine Yahudi kökenli bir İngiliz vatandaşı olan Darwin tarafından, Maymun Tekâmül Teorisiyle (Doğal Seleksiyon) ispatlanmaya çalışılmıştır. Bu teoriyle insanlığın atasının maymun olduğu tezi yayılmış; güya bunu ispat etmek için de bir maymun kafatasına insan çenesi monte etmek gibi ilmî sahtekârlıklar yapılmıştır.
Darwin’den bir asır sonra hücre bilgisinin gelişmesi, bu çerçevede kromozomların ve DNA’nın keşfi söz konusu olunca, canlılarda türden türe geçişin........
