menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ATEİZMİ ÇÜRÜTEN İLM-İ KELAM DELİLLERİ (Hudûs, İmkân ve İlk İllet Delilleri)

32 0
10.08.2026

Bu yazımızdan itibaren Kelam ilminin kullandığı delillerden belli başlılarını ortaya koymak suretiyle ateizm denen akıl ve ruh hastalığının bu deliller karşısında nasıl yerle yeksan olduğunu ispatlamaya çalışacağız.

Kelam ilmi İslam’ı ve imanı daha ziyade aklî delillerle müdafaa eden bir ilim dalıdır. Kelam ilminde kullanılan akıl, başıboş bir akıl değil; naklin rehberliğindeki akıldır. Kelam, bu yönüyle anlamsız tartışmalara, sonu gelmez ihtilaflara düşen felsefeden ayrılır.

Kelam âlimleri şüphesiz ki, aklı felsefecilerden daha ustaca kullanırlar. Onların kullandığı akıl, Kuran’da “akletmez misiniz”, “düşünmez misiniz” gibi ifadelerle övülen “selim” akıldır.

Kelam ilminin dayanağı Kuran ve Sünnet/ hadislerdir. Bu cihetiyle kelam ilmi aslında bir akâid savunmasıdır.

Bundandır ki İslam’ın itikattaki iki ana mezhep imamı Ebü'l-Hasan Eşarî ve İmam Mâtürîdî birer kelam âlimidir.

Keza Hüccetü’l-İslam İmam Gazali de kelam âlimlerindendir. Ve Gazali’nin şöyle bir hususiyeti de vardır: O, felsefecilere cevap verirken, “naklî” delilleri esas almamaları sebebiyle onları “aklî” delillerle reddetmiştir. Bu önemli bir noktadır.

Gazali bunun için önce felsefeyi gayet iyi anladığını ispat etmek üzere Mekâsidü’l Felâsife (Filozofların Maksatları) adlı bir kitap yazmış; ardından da Tehafütü'l-Felasife (Filozofların Tutarsızlıkları) adlı ikinci bir eserle onların yanlışlarını ortaya koymuştur. O, Tehafütü'l-Felasife’de Antik Yunan felsefecileriyle beraber, onlardan etkilenen ve İslam filozofu diye bilinen İbn Sina ve Farabi’ye de reddiyede bulunmuştur. Bu reddiye çerçevesinde genel olarak felsefecilerin yirmi yanlışlarını tespit etmiş, bunların üçünün küfür, on yedisinde de dalalet olduğunu ispatlamıştır.

Gazali örneğinden anlaşılacağı üzere, batıl inançlara Kuran – Sünnet delilleriyle cevap verilebileceği gibi; aklî, ilmî ve mantıki delillerle de cevap verilebilir.

Bu girişten sonra şimdi kelam âlimlerinin İslam’ı savunmakta kullandıkları bazı delillere yer vereceğiz. Bunu da uzun uzun değil, ateizm hastalığına çare olacak şekilde, kısa, net ve işin özünü vurgulayacak mahiyette yapmaya çalışacağız. Ta ki, zamanımızdaki korkunç iman buhranına karşı insanımızın, hususiyle gençlerimizin elinde, tabiri caizse silah hükmünde bir ilmî malzeme olsun. Bu donanımla yalan, hile ve hurafeden ibaret ateizmin bu batıl mahiyeti deşifre edilsin.

Hudûs, sonradan meydana gelme ve başlangıcı olma anlamına gelir. Kelam ilminde kâinatın yoktan var edildiği ve bir başlangıcı olduğu gerçeği üzerinden Allah’ın varlığını ispatlamak için kullanılan en temel delillerden biridir.

Kelam âlimleri hudûs delilinin unsurları olarak üç basamaklı bir mantık geliştirmişlerdir:

- Âlem değişmektedir,

- Değiştiğine göre sonradan olmuştur,

- Sonradan olan bir şey, zaruri olarak bir yaratıcıya muhtaçtır.

Sonradan var olan şeylere hâdis denir. Hâdis olan her şeyin bir başlatıcıya (muhdise) ihtiyacı vardır. O da, kâinatı yoktan var eden, kendisinin bir başlangıcı olmayan, varlığı zorunlu, yani ezeli olan Allah’tır.

Âlemdeki hareket, durgunluk ve halden hale geçmek suretiyle meydana gelen değişime bakıldığında; varlıkların sonradan meydana geldikleri açık ve nettir. Bu gerçeği hareket ve sükûn kanunlarını inceleyen fizik ilmi de teyit etmektedir. Nitekim bu serinin daha önceki yazılarında fiziğin eylemsizlik prensibinden bahsetmiştik. Âlemin hareket veya durgunluğunun bir aktif dış kuvvetle olduğuna parmak basmıştık. Âlem/ kâinat bir nesnedir. Kendisini sevk ve idare eden güce mahkûmdur, teslim olmuştur. Kendine mahsus bir iradesi yoktur ki fail olabilsin.

Görüldüğü üzere hudûs delili aklî temellere istinat eden köklü bir isbât-ı vâcib delilidir.

Bu delili kullanmakla öne çıkan âlimlerimizden bazıları şunlardır: İmam Azam........

© İstiklal