Peygamberler ve Şehidlerin Örnekliğinde: (ABD/İsrail'e) Direnmenin Ruhu
Arkadaşlarımla bir süredir, Kur’an-ı Kerim’deki Peygamber kıssalarını okuyoruz. Bu derslere, Aksa Tufanı şehitlerinin özellikle de Şehit Yahya Sinvar’ın vesilesiyle başladık. Çünkü onların hayatını okuduğumuzda gördük ki gerek birey gerek toplum gerek mücadele bağlamındaki hayatlarını, Kur’an-ı Kerim’deki kıssaların üzerine bina etmişler.
Son dersimizde, bir arkadaşımız, Peygamberlerin çoğuna baktığımızda oldukça ağır imtihanlara sabrettiklerini ve bu sabırlarının sonunda rahatlığa erişemeseler dahi devam ettiklerini ve şikayet etmediklerini gördüğümüze dikkat çekti. Hz. Yusuf’un, üzerine atılan zina iftirası sonucunda Allah’a sığınmasını ve “Zindan bana, bunların benden istedikleri şeyden daha sevimlidir” diyerek hapse gitmeyi göze almasını örnek vererek insanların çoğu zaman sabırlarının sonunda hemen felaha kavuşmayı ve dertlerinden kurtulmayı beklediğini aslında bunun tam olarak doğru olmadığını vurguladı. Mesela bir insan, ticaret yaparken helal olmayan yollarla bir finansman elde etmeyi reddettiğinde hemen Allah’ın kendisine başka kapılar açacağını düşünebiliyor. Beklediği kapılar açılmadığında ise hızla memnuniyetsizliğe kayabiliyor. Halbuki Peygamber kıssalarına baktığımızda, bu kapıların her zaman bizim arzumuza uygun şekilde açılmayabildiğini görüyoruz. Bu kıssalar bize, sonucundan bağımsız olarak, sadece yapmamız gerekeni yapmakla mükellef olduğumuzu unutmamamız gerektiğini hatırlatıyor.
Esas motivasyonumuz nedir?
Bu şerh beni gerçekten etkiledi ve düşündürdü. Bir hayatın içerisindeyiz. Sadece bir gün içinde bile başımıza birçok olay (musibet) geliyor (isabet ediyor). Kendimizi birçok hadisenin (imtihanın) içerisinde buluyoruz.........
