İran Destan Yazıyor
Sabateist olmadığını, Sokollu Mehmed Paşa'nın 101'nci kuşak torunu olduğunu söyleyen ve "Sırp devşirmesi" olarak kendisini tanımlayan Sabah Gazetesi eski patronu Dinç Bilgin, 12 Nisan 1996 tarihinde Siyonist çetenin, "Gazap Üzümleri" ismini verdiği harekâtla Lübnan’ı bombalaması olayını gazetesinin 8 sütunluk manşetine şöyle taşımıştı: "İsrail, Terörü İninde Vurdu." Alt başlıkta ise, "İsrail'den Müthiş Operasyon" vardı. Kısacası, Sabah Gazetesi'nin o günkü manşetinde Siyonist çetenin Lübnan’a yönelik katliamından övgü ile söz ediliyordu. Müslüman bir ülkede, Müslüman halka hitap eden bir gazetenin alçakça tasarlanmış manşeti böyleydi. Devran döndü, gün geldi, şimdi akıllara durgunluk veren müthiş operasyonlarla terörü ininde vuran İran İslâm Cumhuriyeti'ni görüyoruz...
Geçen yıl haziran ayında vuku bulan "12 Gün Savaşı" için bazı mezhep bağnazları, "danışıklı dövüş" ve "tiyatro" diyordu. Bu sefer bunu diyemediler. 28 Şubat tarihinde saldırıya uğrayan İran İslâm Cumhuriyeti misilleme hakkını öylesine güçlü darbelerle sürdürüyor ki, bugün İran Müslüman kamuoyu ve özgür ruhlu halklar nezdinde hayranlık uyandıran "takdir ve itibar kazanımı" elde etmiş oldu.
7 Ekim 2023'ten bu yana değil, uzun yıllardan beri Siyonist çetenin katliamlarına maruz kalan Gazze halkının yaşadığı acıları sadece kahır içerisinde ve başımız öne eğik izliyorduk. Mitingler yapıp Siyonist çete ve büyük destekçisi ABD'ye lânetler yağdırıyorduk. Hepsi bu kadar. Hep istiyorduk ki, Müslüman ülkeler bir şeyler yapsın. Açıkçası, İran'ın konsolide ettiği "Direniş Cephesi"nin bugüne kadar Siyonist çeteye vurduğu darbeleri yeterli bulmuyorduk. Az önce ifade ettiğimiz gibi, kimileri İran'ın Siyonist çeteye vurduğu darbeleri "tiyatro" ve "danışıklı dövüş" olarak yorumluyordu. Bazı kesimler ise "Direniş Cephesi"ni "İran'ın vekil güçleri" olarak tanımlıyordu. Oysa sahada Siyonist çete ve destekçilerine karşı verilen mücadele İran'ın ulusal refleksi adına değil, İslâm için, ilâhî kelimetullah için ve Filistin'in mazlum halkı adına verilen bir savaştı. Aslında bu savaş sadece İranlı yöneticileri değil, bütün Müslüman ülkelerin liderlerini sorumlu kılmaktadır. İslâm ümmeti için kutsal Filistin toprakları ne anlam ifade ediyorsa, yöneticiler için de aynı manayı ifade ediyor. Bu nedenle sorumluluk ve mesuliyet Müslüman ülke liderlerine ait. Hiçbir mazeret Filistin'e bigâne kalmayı meşru kılmaz. Bugün bu sorumluluğu tek başına üstlenmiş olan İran İslâm Cumhuriyeti'dir. İran bütün kuşatılmışlığına ve ümmetin diğer liderleri tarafından yalnız bırakılmışlığına rağmen büyük başarılara imza atarak bu savaşı sürdürüyor olması elbette takdire şayan. Başlığımızı, "İran Destan Yazıyor" olarak tanımlamamız yerinde bir tespit olsa gerek. TV yorumcularının hayret ve hayranlık içerisinde dile getirdiği gibi, "Doğrusu İran'dan böyle bir performans beklemiyorduk." İran bölgede Arap ülkelerine konuşlanmış olan ABD üslerini tek tek vurup tesirsiz hâle getirmesi, işgalci İsrail'in hayat damarı olan en stratejik tesislerini balistik ve hipersonik füzelerle vurması, USS Abraham Lincoln uçak gemisini vurduğu füzelerle bölgeden kovması, öte yandan Hürmüz Boğazı'nı kapatıp oradaki geçiş güzergâhının inisiyatifini tamamen ele alması İran'ın bu savunma savaşında açık ara önde gittiğine delil olmaktadır.
Siyonist........
