menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Esaretin Fazilet, Hürriyetin Kabahat Sayıldığı Bir Dünya!

15 0
26.02.2026

‘Esaret’ hiç fazilet olur mu diyeceksiniz ama oluyor işte! Küresel emperyalizmin esiri, kulu kölesi olanlar içinde bulundukları zilleti, rezaleti uygar dünya ile uyum içinde olarak pazarlıyorlar. Kendileri gibi küresel emperyalizmin ve vahşi kapitalizmin dümen suyunda gitmeyenleri düzen bozucu görüyorlar.

 Uygar dünyanın başını pedofili bir sapığın yönettiği Amerika çekiyor. Bu sapık başkan esir aldığı devletlerin liderlerini canının istediği zaman, istediği yerde bir araya getiriyor. Kimisini seviyor, kimisini okşuyor, kimisinin kendisine sadakatini övüyor, kimisini atadığını söylüyor, kimisine daha önce çektiği fırçaları ve tehditleri hatırlatıyor. Bu esir ülke tebaasının yazarçizerleri, yorumcuları sabah akşam başta televizyonlar olmak üzere her kanalda liderlerine yapılan iltifatlar(!) üzerinden esareti fazilet gibi yutturmaya kalkıyorlar.

 Bunun en tipik örneğini kırk yıldır adına SuudiAmerika dediğim ülkeden verebiliriz. Kâbe İmamı Sudeysi, "Bugün Suudi Arabistan ve ABD dünyanın iki kutbu. Allah'a hamdolsun dünyayı birlikte yönetiyorlar" ifadeleri ile bir skandala imza atmıştı. Aptal, kendisini Amerika’nın kölesi değil de sanki ortağı gibi görüyor. Herkesi de kendisi gibi aptal sanıyor. Buna benzer söylemler Amerikan üsleri ile donatılmış bütün ülkelerin televizyonlarında dile getirilir.

 Netenyahu gece gündüz Gazze’yi bombalarken sözde müttefik özde esir ülke liderlerine verdiği ültimatomu hatırlayalım: “(mealen) kımıldayanı indiririm”. Kimse kılını kıpırdatabildi mi?!

 Hürriyetlerini İsrail’in güvenliğine kurban edenler Amerika tarafından ‘soyulmayı’ halklarına ‘sevilme’ olarak pazarlıyorlar.

 Esareti fazilet sayanlar, hürriyetleri için çok ağır bedeller ödeyenleri de kabahatli gösteriyorlar. Yaklaşık elli yıldır bu coğrafyada esaret zincirlerini kıran parçalayan bir devlet ve birkaç örgüt var. Bunlar başta Siyonist terör örgütü olmak üzere bölgeyi haraca bağlayan Amerika ve Batılı müttefiklerini takmıyorlar. Kızıldeniz’e korkutma amaçlı gelen savaş gemilerine saldırıyor gemiler kaçarken aceleden uçaklarını denize düşürüyorlar.

 İşte bu izzetli tavır küresel emperyalizmin esiri, kulu kölesi olanları adeta kudurtuyor. Nasıl olurda biz milyarlarca dolarlık askeri donanımımıza, milyonlarca askerimize rağmen bir avuç Yemenlinin cesaretine şecaatine sahip olamayız!

 İçine düştükleri kıskançlık krizi ve yüz kızartıcı durum nedeniyle Amerika’ın bir gün önce dünya özgür halklarının gıpta ile baktığı bu hürriyet âşıklarını vurmasını istiyorlar. “Bu gece vurulacak, lider kaçtı kaçacak, tek çare teslim olmak” söylemleri havalarda uçuşuyor. Bu aziz devlet ve örgütler de bizim gibi teslim olup esareti kabullense de rahatlasak demeye getiriyorlar. Gözleri kesse Amerika’dan önce kendileri utancın, hayâsızlığın hayat bulması için onuru, şerefi vahşice katledecekler. Tıpkı bu yazımızda dile getirdiğimiz gibi: “ https://islamianaliz.com/makale/22227776/emin-gunes/namus-ve-haysiyet-cephesi?ysclid=mm35z3o3hb62313016”  


© İslami Analiz