Teraziyi Eğmeyen Adam
Nevşehir’den çıkıp İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı makamına uzanan bir hikâye…Bu, sadece bir kariyer basamağı değil; azmin, disiplinin ve devlet terbiyesinin hikâyesidir.
Sayın Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde Türkiye’nin en ağır dosyalarına imza attı. Terör örgütlerinden organize suç şebekelerine, kamu düzenini tehdit eden yapılardan devletin güvenliğini hedef alan oluşumlara kadar birçok kritik soruşturmada kararlılık gösterdi. Hukukun çizdiği sınırlar içinde ama tavizsiz bir iradeyle hareket etti.
İstanbul gibi 17 milyonluk bir metropolde adalet mekanizmasını sevk ve idare etmek kolay değildir. O makam, sadece hukuk bilgisi değil; cesaret, soğukkanlılık ve baskı altında karar verebilme kabiliyeti ister. Sayın Gürlek o dönemde suçlular için “zor bir savcı” olarak anıldı. Çünkü dosya kim olursa olsun rafta beklemedi. İddianameler teknik olarak sağlam, hukuki olarak gerekçeli ve kamu vicdanını tatmin edecek şekilde hazırlandı, tarafsızca.
Onu yakından tanıyanların dikkat çektiği bir özellik var: Mütevazılığı.“Ben Akın Gürlek’im, makamlar gelip geçicidir, adaletin emanetçisiyim ve hizmetkârıyım.” sözü, aslında devlet anlayışının özeti. Kişilerin değil kurumların kalıcı olduğuna inanan bir yaklaşım.
Şimdi ise 17 milyon İstanbulluya hizmet eden bir başsavcı değil, 86 milyona karşı sorumlu bir Adalet Bakanı var karşımızda. Bu geçiş sembolik değil;........
