menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Park Lambası Yandı, Vicdanlar Söndü

13 0
09.02.2026

Bir araç muayene istasyonunda yaşananlar, artık “münferit bir olay” diye geçiştirilemez. Bu, doğrudan devletin denetim gücü, kurumsal sorumluluk ve toplumsal çürüme meselesidir.

Polis memuru Melih Okan Keskin, aracını muayeneye götürüyor. Görevli, “park lambası yanmıyor” diyor. Bunun üstüne Melih Okan aracını tekrardan çalıştırılıyor; park lambası yanıyor. Bu bilgi görevliye iletiliyor. Cevap soğuk, mekanik ve kibirli:
“Artık geçti, yapacak bir şey yok, yarın gel.”

İşte kırılma noktası burasıdır.

Vatandaşın itiraz hakkı vardır. Polis memuru da olsa, çiftçi de olsa, öğretmen de olsa… Bu hak, bağırarak değil; konuşarak kullanılır. Ancak o noktadan sonra yaşananlar, itirazın değil, linç düzeninin fotoğrafıdır. Servis yetkilisiyle konuşma sırasında sözlü tartışma başlıyor. Ardından iddialara göre 20–30 kişi aynı anda tek bir kişiye saldırıyor. Yetmiyor. Çalışanlardan biri aracı, polis memurunun üzerine sürülüyor, aracın tekerleği polis memurunun ayağının üstünden geçiyor... Ağır darp… Beyin kanaması… Acil ameliyat… Ve sonuç:
İki çocuk babasız, eşi Emel kocasız kaldı.

Bu bir kavga değildir.
Bu bir anlık öfke patlaması değildir.
Bu, kurumsal bir mekânda, göz göre göre gerçekleşen organize bir şiddettir.

Buradan açık konuşalım.

Bir TÜVTÜRK istasyonunda, onlarca çalışanın aynı anda tek bir vatandaşa saldırabildiği bir ortam varsa; burada sadece bireyler değil, sistem de suçludur. Güvenlik zafiyeti vardır. Eğitim eksikliği vardır. Denetimsizlik vardır. Ve en önemlisi, cezasızlık beklentisi vardır.

Şu sorular artık cevapsız bırakılamaz:

Bir kamu........

© Internethaber