menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran Türklüğü: Fırtınalar İçinde Susmayan Bir Ses: Feryadımı Duyun Ben Türk’üm

273 0
16.05.2026

Tarih bazen bir kitap gibi okunmaz; bazen de bir yara gibi hissedilir. İran Türklüğünün hikâyesi de tam olarak böyledir. Parlak zaferlerle, ağır kırılmalarla, yükselişlerle ve dağılmalarla örülmüş uzun bir yol… Ama en önemlisi, hiçbir zaman tamamen susmamış bir ses…

Bu ses, Türk dünyasının ortak hafızasında farklı şekillerde yankılanır. Çünkü İran Türklüğü, sadece bir bölgenin meselesi değildir; aynı zamanda yalnızca geçmişte kalmış bir tarih sayfası da değildir. O, aynı dili konuşan, benzer duyguları taşıyan, aynı türkülerde ağlayan ve aynı destanları paylaşan büyük bir dünyanın parçasıdır.

Yüzyılda Değişen Güç Dengeleri

yüzyıla gelindiğinde Kafkaslar ve Azerbaycan, büyük devletlerin yeniden karşı karşıya geldiği bir mücadele alanına dönüşür. Rusya, bu bölgeye defalarca ilerler; şehirler işgal edilir, yıkımlar yaşanır. Ancak bölgenin kaderi üzerindeki mücadele hiçbir zaman tamamen bitmez. İran Türklüğü ise bu büyük fırtınanın tam ortasında, sürekli değişen siyasi dengeler içinde varlığını korumaya çalışır.

Tam bu karmaşanın içinden güçlü bir lider çıkar: Nadir Şah Afşar…

O, sadece bir hükümdar değil, aynı zamanda bir dönemin gidişatını değiştiren bir Türk lideridir. Ülkesini yeniden toparlar, kaybedilen toprakların bir kısmını geri alır, hatta sınırlarını Hindistan’a kadar genişletir. Bütün bunlarla birlikte onun en önemli yönü hatta asıl hedefi, mezhep çatışmalarını azaltmak ve Türk-İslam dünyasında birliği sağlamaktır.

Ne var ki tarih, hiçbir büyük yükselişi uzun süre devam ettirmez. Nadir Şah’ın suikast sonucu öldürülmesinden sonra İran yeniden parçalanır. Kafkasya ve İran Türklüğü; Gence’den Tebriz’e, Karabağ’dan Urmiye’ye kadar uzanan bölgelerde yirmiden fazla hanlığa bölünür. Birlik dağılır, güç zayıflar ve bu boşluk zamanla dış müdahalelere açık hâle gelir. Bu süreçte Rus Çarlığı da Kafkaslara doğru inmeye başlar.

ve 20. Yüzyıllarda Sarsıcı Değişimler

ve 20. yüzyıllar, bu büyük coğrafya için çok daha zor ve sarsıcı bir dönem olur. Bir taraftan Kaçar Türkleri İran’da yönetimi elinde tutarak Türk siyasi varlığını ayakta tutmaya çalışır; diğer taraftan dış güçler bölgeyi kendi nüfuz alanlarına ayırır.

Aras Nehri’nin kuzeyi Rus Çarlığı’nın kontrolüne girerken, İran’ın güneyi İngiltere ve diğer Batılı güçlerin etkisi........

© Internethaber