menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sessiz Devrim: “Yapay Zekâ”

9 0
27.11.2025

Bir zamanlar bilgiyi bulmak için kütüphanelere gider kitapların, ansiklopedilerin sayfalarını çevirirdik. Cevabı ararken kelimelerle mücadele eder, anlamın peşinde saatler geçirirdik. Şimdi ise sadece bir cümle yazıyoruz, birkaç saniye içinde cevap karşımızda. Güzel, değil mi? Hayat kolaylaştı. Ama ya düşünmek? O hâlâ bizimle mi?

Yapay zekâ artık her yerde. Sabah haberleri özetleyen bir uygulamadan, akşam yemeğinde ne pişireceğimize kadar karar veren algoritmalara kadar… “Zaman kazandırıyor” diyoruz, “işimizi kolaylaştırıyor.” Evet, ama aynı zamanda, farkında olmadan zihnimizi tembelleştiriyor. Artık merak etmiyoruz, sorgulamıyoruz. Çünkü biliyoruz ki biri —ya da bir şey— bizim yerimize düşünecek.

Bir zamanlar “bilgiye ulaşmak” bir çabaydı. O çaba, bizi biz yapan şeydi aslında. Düşünmenin verdiği haz, bir konuyu araştırırken rastladığımız o beklenmedik ayrıntılar, zihnimizi büyüten o küçük keşifler… Şimdi onların yerini saniyelik cevaplar aldı. Cevaplar var, ama anlam kayıp. Bilgi var, ama bilgelik yok.

Bazen kendime soruyorum: Bir gün çocuklarımız “neden?” demeyi unutacak mı? Belki de unutacaklar. Çünkü artık hiçbir şeyin nedenini sorgulamaya gerek kalmayacak. Her şeyin cevabı ekranda belirecek. Bizler artık “bilen” değil, sadece başkalarının düşüncelerini taşıyan yankılara dönüşeceğiz yavaş yavaş.

Bugün bir öğrenci, ödevini hazırlamak için artık saatlerce düşünmüyor. Birkaç tıkla, birkaç saniyede sayfalar dolusu metin karşısına çıkıyor. Her şey ne kadar pratik, değil mi? Ama o satırların ardında kaybolan bir şey var: Düşünmenin teri

Bir fikrin olgunlaşması için kelimelerin elinde yoğrulması gerekir. Bir........

© İnsaniyet