menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sıfır Atık Forumu 2026 Üzerine Bir Değerlendirme “Modern Ekoloji Masalları Karşısında İmar ve İhya Felsefemiz”

22 0
15.06.2026

Dünya, insanlığın daha önce şahit olmadığı kadar derin bir ontolojik ve ahlaki krizin tam ortasında can çekişiyor. Bir yanda vahşi kapitalizmin doymak bilmez iştahıyla sömürülen, tüketilen ve adeta posası çıkarılan bir tabiat; diğer yanda menfaati ve egoyu putlaştıran seküler aklın dünya yüzünde, bilhassa Orta Doğu ve Gazze’de sergilediği kanlı tiyatro…

Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı, Sıfır Atık Forumu kapanış konuşmasında bu duruma şu ifadeleri ile dikkat çekti: “Bilinçsiz tüketim tabiatı hırpalıyor. İklim krizinin derinleşmesinde en büyük payı olan ülkeler aynı zamanda bu krizden en az etkilenen ülkelerden oluşuyor.”

Amerika ve İsrail’in başını çektiği bu Batı aklı, gökyüzünden masumların üzerine tonlarca bomba yağdırırken, yeryüzünde utanmadan ‘karbon ayak izi’ ve ‘sürdürülebilirlik’ zirveleri düzenleyebiliyor.

İşte tam da bu küresel riyakârlığın ve medeniyet krizinin ortasında, Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde gerçekleştirilen Sıfır Atık Forumu, Türkiye’nin küresel çevre diplomasisinde “Ben de varım.” demesi açısından tarihi bir öneme sahiptir. Dünyanın dört bir yanından (183 ülke) gelen bürokratları, endüstri liderlerini ve karar alıcıları aynı çatı altında buluşturan bu organizasyon; ülkemizin lojistik, idari ve diplomatik kapasitesinin ne denli yüksek olduğunu dosta düşmana gösterdi. Emeği geçen herkesi tebrik etmek, millî bir kadirşinaslık borcudur.

Ancak, bu görkemli vitrin başarısını takdir etmekle birlikte; masanın arkasındaki asıl gerçeği, kendi elimizle kaçırmakta olduğumuz büyük “stratejik fırsatı” da yutkunmadan, açık yüreklilikle konuşmak zorundayız.

Peki, dünyanın gözünün üzerimizde olduğu bu forumda eksik kalan, ıskalanan ve medeniyet iddiamız adına yeniden düşünülmesi gereken hayati hususlar nelerdir?

Mizan (Denge-Ölçü)  Hakikati ve Esma-i Hüsna Tecellisi

Forum boyunca çevre sorunları, atık yönetimi ve iklim krizi gibi konular maalesef salt teknik, mekanik ve seküler bir dille ele alındı. Hastalığı bizzat üreten bu zihniyet, bugün karşımıza geçip “Sıfır Atık”, “Döngüsel Ekonomi”, “Yeşil Mutabakat” gibi kavramları janjanlı ambalajlara sararak bize reçete diye satıyor; biz de bunu hayranlıkla alkışlıyoruz, bu ne kadar gerçekçi?”

Bu idrakin epistemolojik temeli, Rahman Suresi’nde bir kozmik manifesto gibi yankılanan “Mizan” (denge-ölçü) kavramında gizlidir. Mizan; sadece matematiksel bir terazi değil, varlığın fıtri, estetik ve ekolojik dengesidir. Bugünün seküler ekolojik felsefeleri, doğayı korumayı pratik ve faydacı bir hayatta kalma stratejisi olarak görürken; bizim israf yasağımız ve fıtrata hürmet, yaratılanı Yaratandan dolayı sevmek anlayışımız, sağlam bir manevi mimariye dayanır.

Analitik bir perspektifle bakıldığında, modern çevreciliğin vizyonu, atık yönetiminde çöp kutularının renklerini ayırmaktan ibaret sığ bir ritüelden ibaret kalıyor. Oysa bizim medeniyet ufkumuzda mesele, nesneleri sadece geri dönüştürmek değil; “eşyanın hukukuna” riayet etmektir. Çünkü var edilen her mahlûk, yaratıcısından ötürü bizzat bir değer taşır.

Tek bir elmanın yaratılış hikayesine bakarak bu ekolojik felsefeyi somutlaştırabiliriz.  Bir elma, alelade bir organik madde değil; arkasında güneşin nükleer fırınını, bulutların taşıdığı suyu, toprağın görünmez mikrobiyolojik işçilerini barındıran kozmik bir kesişim kümesidir.  Diğer yandan, hayat denilen muazzam sistem, adeta bütün bir kâinatı o tek bir elmanın şahsında birbirine hizmet ettirmektedir. Dolayısıyla, bir elmaya haksızlık etmek, onun arkasındaki bütün bir kozmik dengeye........

© İnsaniyet