menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

G7’den NATO’ya Batı’nın yeniden saflaşması

26 0
23.06.2026

G7 Liderler Zirvesi, 15-17 Haziran tarihleri arasında, Fransa’nın Evian kentinde gerçekleştirildi. Zirvenin kamuoyunda en çok konuşulan anı Donald Trump’ın geç katıldığı toplantıya “I am the Boss (Ben Patronum)” diyerek girişi oldu. Sosyal medyada zirvenin simgesi haline gelen bu ifade, Trump’ın siyaset yapma tarzının da kısa bir özeti niteliğindeydi.

Ancak zirvenin asıl önemi, Batı ittifakının parçalandığı yönündeki değerlendirmelere rağmen, liderlerin ortak bir stratejik çerçeve üretmeye çalışmasında yatıyordu.

G7 (ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada), 1973 petrol krizinin ardından, dünyanın en büyük ekonomilerinin küresel sorunları tartışması amacıyla kuruldu. 1997’de Rusya gruba eklendi ve G8 oldu, 2014’te Kırım işgali sonrası çıkarıldı. G7, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin ekonomik yükselişiyle birlikte dünya ekonomisindeki belirleyici konumunu kısmen yitirmiş olsa da hala çok büyük bir ekonomik gücü temsil ediyor. Üye devletlerin toplam yıllık gelirleri 55 trilyon dolardan fazla; bu da dünya ekonomisinin yaklaşık yarısına denk geliyor.

Son yıllarda G7’nin karar alma kapasitesinin zayıfladığı ve Batı ittifakının kendi içinde dağıldığı yönünde değerlendirmeler öne çıkıyordu. Bu değerlendirmeler bütünüyle temelsiz de değildi. Ukrayna savaşının maliyetleri, Çin ile büyüyen ekonomik rekabet, ticaret anlaşmazlıkları ve silahlanma harcamalarının paylaşımı gibi başlıklarda ABD ile Avrupalı müttefikleri arasındaki görüş ayrılıkları giderek derinleşmişti. Nitekim geçen yıl Kanada’da yapılan zirvede, Trump’ın toplantıyı yarıda bırakması nedeniyle sonuç bildirisi bile yayımlanamamış, ev sahibi Kanada, toplantıyı bir “başkanlık özeti” ile kapatmak zorunda kalmıştı.

Bu yıl ise G7 liderleri Ukrayna, Orta Doğu ve Hint-Pasifik bölgelerine değinen toplam 9 ortak bildiriye imza attılar. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Birlikte olursak ilerleyebiliriz” sözleri, Batı’nın bütün çatlaklarına rağmen en azından tehdit algıları ve güvenlik öncelikleri etrafında bir araya gelme arayışını gösteriyordu.

Ukrayna konusunda birlik mesajı

Liderleri birleştiren başlıkların başında Ukrayna savaşı geliyor. G7 liderleri, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne tam destek verdiklerini söylediler. Rusya’nın savaş ekonomisine yönelik baskıyı artırma konusunda anlaştılar. Hava savunma sistemlerinin teslimatının hızlandırılması, Ukrayna’nın enerji altyapısına desteğin artırılması, Rusya’ya özellikle petrol ve doğal gaz sektörlerini hedef alan yaptırımların güçlendirilmesi konusunda bir irade ortaya konuldu.

Ukrayna konusunda asıl dikkat çeken şey, Trump’ın önceki toplantıdan farklı bir tavır takınması oldu. Ukrayna’ya yapılan yardımları sorgulayan, Kiev’i taviz vermeye zorlayan ve Avrupa’nın güvenlik yükünü yeterince paylaşmadığını savunan Trump, bu kez G7’nin Ukrayna’ya olan “sarsılmaz desteğini” teyit eden bildiriyi imzaladı.

Trump ayrıca, İran’daki savaşın tetiklediği küresel enerji sıkışıklığı nedeniyle son haftalarda geçici olarak askıya alınan Rus petrolüne ve........

© İlke TV