menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kobani

27 0
24.01.2026

Sınır, Kürtlerin Kürtlere yasaklanmasıdır: Nusaybin’in karşısında Qamışlo, Cizre’nin karşısında Tirbê Spî, Mardin’in karşısında Amude, Kızıltepe’nin karşısında Dirbesiye, Ceylanpınar’ın karşısında Resulayn, Akçakkale’nin karşısında Talabyad, Suruç’un karşısında Kobani, yasaklanmıştır. Böylece Kürtler ailelerinden kopmuştur: Suriye ve Irak kesimi Arapça, İran kesimi Farsça, Türkiye kesimi Türkçe yaşamak zorunda kalmıştır. Devletler, ulus biçiminde bir araya gelirken, Kürtlerin ulusal ve siyasal dinamikleri de yok edilir. Buna rağmen Suriye, Kürtlerin bir kapısı olur.

Birinci Dünya Savaşı’ndan (1914) sonra birçok Kürt ailesi topraklarını bırakmak zorunda kalır; gittikleri yer Suriye’dir. Denilebilir ki göçmen çadırlarının en büyüğü Suriye’de açılır. II. Dünya Savaşı ile (1939- 1945) birlikte Kürtler üç ana akımla yüz yüze gelir; Fransa, Amerika, İngiltere üzerinden liberalizm; Almanya ve İtalya üzerinden faşizm ve Sovyetler Birliği üzerinden komünizm… Savaşın başlaması ile (1939) Türkiye, İngiltere ve Fransa ile “üçlü ittifak” olarak bilinen Karşılıklı Yardım Antlaşmasını imzalar; böylece kendini güven altına alır. Amerika, İngiltere ve Fransa Kürtlerle igili kararsızdır ve bu halleri Kürtlerin güvenini sarsar. Kürtler, yüzlerini Sovyetler Birliği’ne döner. Sovyetler Birliği, Erivan Kongresi’nde (1934) Kürtlerin kendi kimliklerini vurgulamasını her ne kadar uluslararası emperyalizmin bir aracı, Kürtleri de emperayalizmin ajanı olarak yorumlasa da, II. Dünya Savaşı yıllarında Kürtlere karşı janus (iki yüzlü tanrı) planı işler; Mehabad Kürdistan Cumhuriyeti (1946) kurulur ve bir yıl sonra yıkılır.

Suriye’de ise savaşın bitmesi ve Fransa’nın (1946) bölgeden çekilmesi ile birlikte, Alman faşizminin etkisiyle, Arap milliyetçiliği (Arabizm) yayılır; faşizm ve liberalizmin basıncıyla Arapça, “milli lisan” ilan edilir, Kürtçe yasaklanır. Kürtçe okumak, yazmak suç, bunların öğrenilmesi ve öğretilmesi cezadır artık. Dahası Kürtçe ve Kürtler, İsrail karşıtlığıyla birleşip Arabizmin gelişmesi için kullanılır; 1956’da Cemal Abdülnasır’ın Süveyş Kanalı Krizi ile İsrail, Fransa ve İngiltere karşıtlığı, içte Kürt karşıtlığına döner; Birleşik Arap Cumhuriyeti kurulur (1958). Bardağı taşıran damla ise Kürtlerin yaşadığı yerlerde, 50’li yıllar boyunca aralıklarla petrolün bulunmasıydı. Bunun üzerine Suriye’de Kürtlere dönük bir temizlik harekatı başladı (1958); orduda yer alan Kürt subaylar atıldı. Kürtçe müzik dinlemek bile yasak kapsamına alındı. Peşisıra baskılar gelişti; 1962’de Haseke’de nüfus sayımı yapıldı. Bu, sayımda amaç Suriye’ye sızmış olan “Türkiyeli Kürtleri” tespit etmekti. Böylece sakıncalı görülenler “vatandaşlıktan” çıkartıldı ve bölge hızla araplaştırıldı; Arap okullar, Arap dili tek dil oldu. Korku şuydu: 61’de Irak’ta ayaklanan Irak Kürtleri, gibi Suriye Kürtleri de ayaklanır mıydı?

Bu arada 1963’te Arabizm ve sosyalizmin yüksek sesle dillendirildiği Baas Partisi yönetimi ele geçirdi.........

© İlke TV