Colani Arabizmi, laiklik ve kadın hakları
İkbaline, idbarına dil bağlama dehrin
Bir dairede devredemez çelberi devran (Ziya Paşa)
19’uncu yüzyıl ırk teorileri anlamına geliyor. Kont de Gobineau (1816- 1882) insanların eşit olmadıklarını savunuyor. Onun için insanlar doğuştan ırklara bölünmüşlerdir ve üstün olan tek bir ırk vardır ki bu Arilerdir: Siyahîler zekâ ve fikir olarak aşağıdır; sarılar, zekâ ve fikir olarak kabiliyetleri sınırlıdır, beyazlar ise zekâ ve fikir olarak üstündürler.
Gobineau’nun benzerleri de çıkıyor; İtalya’da Giovanni Gentile (1875- 1945) devlet ve ulusun Tanrı’nın gölgesi olduğunu söylüyor. Almanya, 1870’lerden itibaren, “Tanrı tarafından özel olarak yaratılmış” özel bir ulustur! Hitler ve Mussolini ruhlarına gerekli gıdayı buradan alıyorlar; geleceklerini buradan örüyorlar; biri, “yüce ve büyük Alman”, diğeri “yüce ve büyük İtalya” diyor. Aşağıda anacağım Colani, bu iki ruhun bileşkesi, yeni faşizmin veçhesi olarak karşımızda duruyor.
19’uncu yüzyılın ortalarında/ başına ilmi eklenen Cemiyetlerle Arabizm yaygınlaştırılıyor. Arabizmin fikir arşidükleri için Türk ve Osmanlı egemendir. Müslüman diye bildiğimiz Türk ve Osmanlılar ya fethedilmiş ya da yenilmiş kimselerdir. Buna göre Türkler, Müslüman değil fatihtirler: 16’ıncı yüzyıldan itibaren Arap dünyasını fetih etmek istemişlerdir; I. Selim, Mısır ve Suriye’yi; Kanuni, Irak’ı fethetmiştir.
Arabizm, İslam üzerinden fikri bir cephede oluşturur. Bu cephenin ilk sırasında Cemalettin Afgani vardır. Afgani, İstanbul’a gelir ve burada Yeni Osmanlılar’ı etkisi altına alır. Suavi’den Edip İshak ve Namık Kemal’e kadar, birbirine zıt olsa bile zamanın münevverlerini etrafında toplar; adalet, eşitlik, özgürlük; adalet tek, insanlar eşit fikri benimsenir. Giderek, bir Arap ve Fars lobisi oluşur. Afgani’nin şakirdi Muhammed Abduh; Abduh’un şakirdi Abdurrahman el Kevakıbi ve Reşid Rıza, Abduh üzerinden selefizmi yayarlar Arabizmin öncüleri için İslam, kültürdür ve hatta biraz daha ileri giderek 19’uncu yüzyılda folklordur; Türkler bu kültürü; evet, almışlardır ama önemli olan, Arap dili ve kültürüdür; dil ve kültürün iki önemli simgesi vardır: Kuran ve Halifelik. Arap bir kimlik değil, siyasi bir eylem dizgesidir, ilk iş Halifeliğin Türklerden alınmasıdır.
20 ve 21’inci yüzyıla sarkan bu görüşler, ırkçı “Arap olmayan, Arapça bilmeyen Müslüman olamaz” tezine yataklık eder. Daha sonraki yıllarda Necip Azuri gibi Arap ırkçıları doğmuştur. Azuri, Büyük Arap Milliyetinin Uyanışı adıyla bir kitap yayımlamış daha sonra bu görüşleri etrafında bir dernek kurulmuştur: Arap Vatan Birliği. Bir dergi çıkartmıştır: Arap İstiklali. Azuri’nin yakın arkadaşı-yoldaşı Şugane Jung, bu dergide çıkan fikirler etrafında “Arap Kıyamı” adıyla bir kitap yayımlar. Temel sıkıntı Batı değildir, Osmanlı’dır ve tek bir mesele vardır, o da, “Arapların Türklerden” üstünlüğüdür, tez: Araplar, Osmanlıdan ayrılmalıdır.
Din, ulusların devlet olması için gerekli harçtır ve bu harcın karılması, dünya içinde yer alması da ötekinin yok edilmesidir. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlı gözlerini iki ulusa diker. Bunlardan biri Kürtler, diğeri Ermenilerdir. Bu iki halkta sistemli olarak Kuran ayetlerine dayanarak yok edilmek istenir. Ermeniler, Haşr/ tehcir; Kürtler, Enfal Suresi’ne göre cezalandırılır. Son olarak Colani, propagandasını Türkiye’deki iktidar basınına bırakarak, din üzerinden büyük bir katliam yaptı. Türk basınının bir kesimine göre bu bir katliam değildi, bu günler Furkan günleriydi… Bir kez yazdım, bir daha yazmam gerek: Furkan günleri........
