Yağmur hırsızlığı
Türkiye’de son bir aydaki yağışların kışkırttığı komplo teorilerinin ötesinde yağmur hırsızlığı konusuna iklim krizi bağlamında yakından bakmak gerekiyor. Sosyal medyada çokça alıcısı olan yorumlara göre, savaş nedeniyle yağmur bombaları atılamadığı için bulutlar artık Türkiye’ye ulaşabiliyor. Bu teoriler sayesinde, Türkiye’nin iklim politikalarının sorgulanması ve üstlenmesi gereken sorumluluk hakkındaki tartışmaların üzeri örtülüyor.
Ortadoğu’da su kaynakları, her zaman petrol kadar önemli oldu. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’da son yıllarda kullanılan yağmur bombaları, bu teknolojiyi kritik bir sorun haline getirdi. İsrail’in de bu konuda uzun yıllardır araştırmalar yaptığı biliniyor. İranlı yetkiler ise son yıllarda sık sık komşu ülkelerin kendi yağmur bulutlarını çaldığını iddia eden açıklamalar yapıyor. Şimdi birer askeri hedef haline gelen deniz suyu arıtma tesisleri gibi yağmur bulutları da insani ihtiyaçlar kadar jeostratejik müdahalelerin konusu oluyor.
Gökyüzünün bir kaynak alanına ve stratejik operasyonlara ev sahipliği yapması kullanılan kavramlara da yansıyor. İklim güvenliği, iklim silahları, yağmur bombası, bulut bombası gibi kavramlar, atmosferin bir savaş aracına dönüştüğünü gösteriyor.
Yağmur bombası, bulutlara uçak veya roket aracılığıyla gümüş iyodür veya kuru buz gibi maddeler serperek yoğunlaşma sağlanması prensibine dayanıyor. Bu sayede kuraklıkla mücadele, barajlarda doluluk oranlarının arttırılması, havaalanlarındaki sisler dağıtılmaya çalışılıyor. Rusya’daki gibi orman yangınlarının söndürülmesinde işlevli kılınmak isteniyor. İSKİ tarafından........
