Ahmad Kaabour’u uğurlarken: Sansür ve direniş
“Almanya Filistinli yazarları sansürledi.”
Geçtiğimiz hafta böyle haber başlıkları okuduk. Ama olayın 5N1K’sı çok daha karmaşık bir durumu anlatıyordu.
Alman Kültür Fonu, Mahmud Derviş ve Gassan Kanafani gibi Filistinli şair ve yazarların eserlerini kapsayan bir projeye verdiği mali desteği, “siyasi müdahale” sonrasında askıya aldı. Projenin yürütücüsü olan çevirmen Miriam Rainer ise kendisine yapılan “dengeleme” önerisini reddederek projeyi geri çekti. Rainer’dan, Filistinli yazarların yanına İsrailli Yahudi yazarları da eklemesi istenmişti.
Berlin’in “sakıncalı” bulduğu bu yazarların kitaplarını bugün Tel Aviv’deki kitapçılarda bulmak mümkün. İsrail, çoğu zaman “düşmanını tanı” yaklaşımıyla da olsa Arap edebiyatını okumaya ve anlamaya çalışıyor. Sanatın sansürle durdurulamayacağını çoktan öğrenmiş durumdalar.
Erich Maria Remarque’ın Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok romanını basarken, yanına “denge olsun” diye Alman ordusunu öven bir kitap koyabilir misiniz?
Tom Amca’nın Kulübesi’ni yayımlayanlara, bir de köleliği savunan metin eklemesini önerebilir misiniz?
Avrupa’da bu tartışmalar sürerken, yarım asırdır Filistin şiirine ses veren müzisyen Ahmad Kaabour vefat etti. Kaabour, hem Lübnan müziğinin hem de Filistin........
