menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Oyalama mı, irade eksikliği mi?

32 0
09.04.2026

Barış süreçleri, doğaları gereği zamana duyarlıdır. Zamanında atılan adımlar süreci ilerletirken, geciken her adım sürecin kırılganlığını artırır. Bu durum çoğu zaman basit bir gecikme olarak görülse de aslında daha derin sonuçlar doğurur: Süreçler kendi dinamikleriyle ilerlemediğinde, dış etkilere daha açık hale gelir. Bu yüzden barış ve çözüm arayışlarında “beklemek” çoğu zaman tarafsız bir tercih değil, sonuç üreten bir pozisyondur.

Bu çerçevede, Devlet Bahçeli’nin “oyalama ve oyalanmanın anlamı yoktur” sözleri, yalnızca güncel bir siyasi değerlendirme değil; aynı zamanda sürecin işleyişine dair önemli bir ilkesel tespit olarak okunmalıdır. Nitekim benzer bir yaklaşım, farklı zamanlarda Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet çevreleri tarafından da dile getirilmiş; sürecin zamana yayılmasının hem iç hem de dış müdahalelere açık riskler doğurabileceği ifade edilmiştir. Dolayısıyla burada dile getirilen mesele, yalnızca hız değil; sürecin yönünü ve kontrolünü kaybetme ihtimalidir…

Öncelikle, hakkaniyetli bir değerlendirme için şu noktayı teslim etmek gerekir: Devlet Bahçeli, son dönemde kullandığı dil ve geliştirdiği söylem çerçevesiyle Türkiye siyasetinde uzun yıllar boyunca tabu sayılan birçok başlığın daha rahat tartışılabilmesine katkı sunmuştur. Kürt meselesinin daha düşük gerilimli bir zeminde konuşulabilmesi, bu dil değişiminin önemli sonuçlarından biridir.

Bu katkı yalnızca söylem düzeyinde kalmamıştır. DEM Parti sıralarına giderek tokalaşması, siyasette temasın mümkün olduğuna dair güçlü bir sembolik mesaj üretmiştir. Aynı şekilde “iç cepheyi tahkim etme” vurgusu, sürecin yalnızca iç politika meselesi olarak değil, bölgesel gelişmelerle birlikte ele alındığını göstermiştir.

Ayrıca Bahçeli’nin “barış tek........

© İlke TV