menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kamusallık Kimin İçin? Amedspor’a biraz da sınıfsal bakalım

11 0
18.05.2026

Cuma Çiçek Birikim’deki son yazısında, Amedspor üzerine önemli bir eşiği işaret ediyor. Amedspor’u yalnızca sportif bir başarı olarak değil, Kürt kamusallığı’nın inşasında bir kırılma noktası olarak okuyor ve Barselona analojisi ile etkili bir karşılaştırma yaparak “inşa siyaseti”ne vurgu yapıyor.

Yazıda Kürt Kamusallığı bir bütün olarak anlatılıyor. Ancak sınıf gerilimini paranteze alan bir çerçeveyle ilerliyor. Bu çelişkileri görünür kılmadan ne Amedspor’u ne de Kürt siyasetinin geleceğini doğru okumak pek mümkün değil.

“Ortak duygusal alan” kimin duygusu?

Çiçek, Amedspor tribününde “işsiz gençler, küçük esnaf, Kürt orta sınıfları, diasporadan taraftarlar, muhafazakar Kürtler, iş çevreleri”nin bir arada bulunduğunu saptıyor ve bunu kapsayıcılık olarak yorumluyor.

Gramsci’nin“hegemonik uzlaşma” olarak özetleyeceği bu beraberlik hali “kimin hegemonisi” sorusunu da akla getiriyor.

Marx’ın; egemen sınıfın fikirleri, her çağın egemen fikirleridir sözünü hatırlayalım. Amedspor tribününde işsiz Kürt genci ile İstanbul’daki Kürt müteahhit yan yana oturabilir ve ortak bir kimlik duygusunu paylaşabilir. Bu ortaklık hali aralarındaki sınıf çelişkisini görünmez kılar ya da ancak erteleyebilir.

“Ortak duygusal alan” ifadesi tam da bu ertelemenin adıdır. Kimlikle örtülen bu kamusallık, emekçi kesimlerin değil onu yönetecek olanların lehine kurulma riski taşır.

Çiçek bu tehlikeyi görüyor ve kentsel dönüşüm, neoliberal piyasalaşmayı risk olarak sıralıyor. Bunları yapısal bir sorun gibi derinleştirmeden olası bir sapma gibi ifade ediyor. Ancak mesele sapmadan daha büyük riskler içeriyor.

Kürt orta sınıfı Amedspor’u “halkın takımı” olarak konumlandırırken aynı zamanda onun sembolik sermayesini kendi sınıfsal gereksinimlerine de devşiriyor. Bunu açık bir kötü niyetle yapmak zorunda değil. Kaldı ki sınıfsal pozisyon, çoğu zaman niyetten bağımsız işler ve aynı gemideyiz hissi ile sürüklenir.

Barselona değil, Atletik Bilbao

Çiçek, Barselona’yı hem başlangıç analojisi hem de kurumsal model olarak kuruyor. Bu seçim teorik açıdan anlaşılır olmakla beraber tarihsel ve sınıfsal açıdan sorunlar içeriyor.

Peki Barselona bugün nasıl tanımlanabilir?

Evet temelde küresel bir futbol markası. Camp Nou artık işçi sınıfının değil, premium bilet alan üst-orta sınıfın ve dünyanın dört bir yanından gelen turistin tribünü. 144 bin üyelik yapısı varlığını sürdürüyor. Ancak gerçek güç medya hakları, sponsorluk gelirleri ve küresel marka değeri üzerinden çoktan sermayeye kaymış durumda. Katalan kimliği bayrak olmaya devam etmesine rağmen bayrağı kimin taşıdığı belirsizleşmiş.

Peki bu dönüşüm bir yol kazası mıydı?

Barselona, Katalan burjuvazisinin emekçi kesimleri kendi kimlik projesi altında örgütlemesinin tarihsel aracı olmuş olabilir mi?

Franco döneminde bu ittifak savunmacı ve zorunlu görülmüştü. Sonrasında ise burjuvazinin kültürel hegemonyasının taşıyıcısına dönüştü. Kimlik korundu, sınıfsal hiyerarşi de.

Çiçek’in tezine daha gerçekçi bir ayna tutan kulüp aslında aynı coğrafyadan, ama bambaşka bir modelden geliyor; Atletik Bilbao!

Bilbao’yu anlamak için önce kentin tarihini hatırlamak gerekiyor. Bilbao, 19. yüzyılın sonundan itibaren........

© İlke TV