“Kızılbaşların yaptığı işe bakınız?”
Vakit gazetesi Hızırağa vakasını iki cümleyle verir. Başlık dahil 41 kelimeyle Alevi nefretinin ne kadar ileri düzeylere götürülebileceği yarışına girmiş gibidir.
Hızırağa vakası Yarın’daki haber üç gün sonra, 9 Şubat’ta Vakit gazetesinin ikinci sayfasında yer alır. Fakat aynı nüshanın birinci sayfasında ikinci manşetten verilen Menemen Divanı Harp haberindeki bazı ayrıntılar, ele aldığımız vaka özelinde ve genel atmosfer açısından önemli boyutlar içerir. Gazetede devam eden Ömer Rıza imzalı tefrikanın o günkü bölümü ise vaka açısından tesadüf olsa bile Alevilik konusunda dönemin teolojik ve politik tercihini aydınlatacak özellikler taşır.
NEFRETİN RETORİĞİ, CLİCKBAİT’İN ATASI
Haber, ara başlığa benzeyen küçük puntolu bir başlıkla verilir, başlık soru işaretiyle biter: “Kızılbaşların yaptığı işe bakınız?” İşareti var ama soru yok ortada. Merak ve heyecan uyandırmaya yönelik, nefret söylemiyle tıka basa dolu işler üretmenin imlası iş başındadır, sadece iş Yarın’daki kadar abartılmamıştır. Bugün “dijital devrim” sonrası yayıncılıkta okur ilgisini aldatarak çekmekte kullanılan, bilgiyi gizlerken merakı ve coşkuyu yükseltmeyi hedefleyen başlık atma tekniğinin doksan beş yıl önce kamilen iş başında olduğunu görmek şaşırtıcı olduğu kadar aydınlatıcıdır: Meğer “clikbait” teknoloji değişince ortaya çıkan bir imkan değilmiş, yeni teknolojiyle çok daha kolay hale gelen ama eskiden beri iş başında olan bir “kötü basın” ekolüymüş. “Kızılbaş” kelimesinin o dönem medyasında hem bir inanç topluluğunu işaret edecek şekilde hem doğrudan “ensest” kelimesinin karşılığı olarak kullanıldığını düşünürsek, editörlerin daha ilk kelimeyle duygulara oynamaya başladığını söyleyebiliriz.
Haber metni hem Yarın’a, hem aynı günün diğer iki gazetesine göre daha kısa ama nefret üretme ve yayma yarışında hiç geri kalmıyor. Diğer iki gazeteden birinin hiç ilgilenmediği temel bir şeyi, olayın ne zaman olduğunu (çıkarsama yoluyla da olsa) öğreniyoruz. Haber 5N’den biriyle zamanla (geçen Çarşamba) başlıyor, yerle (Edirne, Hızırağa Köyü) devam ediyor ve fakat 1K’ya yani kim sorusunda gelince yoldan çıkıveriyor: “Kızılbaşlar” diyor, “aralarında başka köylerden gelen kadınlar olduğu halde” ayin yapmış… Peki, ne ayini? “Kızılbaş ayini.” Dönem gazetelerinin haberlerinde “Cem ayini” demeyi yasaklayan bir kanun var gibidir, onun yerine “yasak ayin”, “içkili ayin”, “içkili kadınlı ayin”, “tarikat ayini” ya da “Kızılbaş ayini” türü ibareler öne çıkar. Gazeteler ayinlere yönelik polisiye/yargısal şiddeti “suçlulara yönelik operasyon” olarak çerçevelerken, Kızılbaş-Alevi-Bektaşi toplulukların söz varlıklarını dilsel/terminolojik şiddet yoluyla yok sayar. Amaç okurun olan bitenleri pejoratif anlamlar öne çıkacak şekilde kavramasını sağlamak, güvenceye almaktır.
‘KADINSIZ’ KIZILBAŞ HABERİ........
