menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘İçki, kadın, mumsöndü!’

45 0
06.07.2026

Yine 2 Temmuz ateşi hafızada tutuştu, boğucu dumanıyla beraber. Yine “gerici karanlık güçlerin ilerici aydınlık cumhuriyet karşıtı” fiillerinin en zalimlerinden biri olduğu nutukları attıkça atılacak. Yine Alevilerin sıkıştırıldığı eşitsiz toplumsal ve siyasal konumun bir an önce düzeltilmesi gerektiği ezberleri, üzüntü ve anma beyanlarıyla beraber tekrarlanacak. Yine Alevilerin sürüklendiği eşitsiz konumun asıl faillerinin bir kümesinin Alevi sevgilerini türlü çeşit dillerle ortalığa döktüğü laflar duyacağız.

Madımak’ta katledilenlerin aziz hatırası için bu sene o ateşin tarihiyle bağlantılı, unutulmuş daha doğrusu hiç önemsenmemiş vakalardan birini ele alacağım. Yıl 1931, günlerden 4 Şubat, yer Edirne merkeze bağlı Hızırağa köyü. İşin içinde Cem ayini var, kuşatma var, ölüm var, kadın var, çıplaklık var, (olağan ve olağanüstü) mahkeme var…

Yazının çerçevesini ve sınırlarını belirteyim: Esasen tek bir vakanın dönem gazetelerinde nasıl ele alındığını inceliyorum. Vaka (medyaya göre) kabaca şöyle: Bir köyde Aleviler cem ayini kurar ya da kurdukları düşünülür. “Köylü”ler Alevileri kuşatır. Alevilerden biri ateş eder; bir kişi ölür, iki kişi yaralanır. Gazetelere bakarak ne olduğunu tam olarak öğrenemeyiz, zaten göreceğiz ki gazeteler “haber verme”yi aşan amaçlar peşindedir.

Bir ön not da dönemin atmosferi için: Menemen’de asteğmen Kubilay’ın öldürülmesinin ardından (general Mustafa Muğlalı başkanlığında) kurulan Divanı Harp kararları uyarınca 28 kişi idama mahkum edilmiştir. Gazeteler “irtica” ve “laiklik” temalı haber, yazı ve yorumlarla dolar taşar, bir “karşıdevrimle savaş” atmosferi oluşmuştur. Bir yandan kapatılan Serbest Cumhuriyet Fırkası üyelerinin ve sair muhaliflerin tasfiyesi devam eder ki Menemen yargılamalarının bir amacı da bu gibi görünür.

Divanı Harp sona ermemiş, bir aylık bir sürede tamamlanacağı duyurulan ikinci etap seri yargılamalarla meşguldür. Bu vakadan bağımsız olarak öncesinde ve sonrasında Alevi, Bektaşi ve Kızılbaş toplulukların “ayinlerine” yönelik bol bol polisiye baskın ve yargı haberleri yer alır. Musahipzade Celal’in “Mum Söndü” isimli bir piyes yazmaya başladığı bilgisi önceki yıl gazetelerde müjde kabilinden yer bulmuş, sıra piyesin ne zaman oynanacağına dair haberlere gelmiştir ki 1931-32 sezonunda temsil başlar. Hükümetin basını sıkı denetim altına alacak yasa hazırlığında olduğu kesindir, nitekim iktidara sormadan kimsenin kendi ismini bile yazmaktan korkacağı kadar ağır bir kanun aynı yıl parlamentodan geçer.

Haber ilk olarak Yarın 6 Şubat 1931’de Yarın Gazetesi’nde çıkar; üç gün sonra Vakit, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerinde aynı vakayla ilgili haberler verir. Sırayla hepsini ele alacağım.

ARİF ORUÇ’UN MUHALİF GAZETESİ

Yarın gazetesi, hem vakayı birinci sayfadan haberleştiren tek gazete hem de en ayrıntılı ve geniş yer ayıran mecra. Fakat üstünlük zamansal ve şekli yönle sınırlı, içeriğin mesleki niteliksizliği ve etik sorunlar açısından diğerleriyle yarışta hiç geri kalmaz.

Gazetenin birinci sayfasında, manşetin altında iki sütuna yayılmış biçimde bir üst başlık: “İçki, kadın, mumsöndü!”

Altından iki satırlık “Adana’da bu yüzden bir cinayet oldu!” başlığı geliyor. Sonra altbaşlık: “Bir kızılbaş çifteyi çekince üstüste boyuna atmış!”

Peş peşe ünlemler editörün heyecanını yansıtıyor mu kesin olamasa bile okurun heyecanını yükseltme amacı açık. Bu bağıra bağıra nefret yayan başlık setini bugün mahkûm edecek olan mesleki kurallar ve etik kodlar gerçekte o gün de geçerliydi, nasıl ki bugün tamamen heyecanlara, duygulara hitap eden ya da onları coşturmaya yönelen ifadelendirmeler öncelikle mecranın nitelik hiyerarşisindeki yerini küçültür, o zaman da öyleydi. Bugün ciddi ya da saygın diyebileceğimiz hiçbir gazete, dergi ya da internet portalında bir yoğunlaştırılmış nefret söyleminin icrası olarak coşkusal bombardıman makbul sayılmıyorsa, gerçekte o zaman da makbul değildi.

Oysa Yarın’ın sahibi ve baş editörü o dönem “sosyalist” yönleriyle bilinen, mevcut........

© İlke TV