menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurişizm’in Dayanılmaz Alçaklığı

23 0
19.08.2026

Ekrem İmamoğlu seçimleri kazanır kazanmaz, 2019 yılında “Projesi Projelendirdiğimin Projesi” isimli bir yazı kaleme almış; 2019 yılından sonra siyasetin, Türkiye’deki cemaat yapılarının ve devlet yönetiminin nasıl şekilleneceğini izah etmeye çalışmışım.

Elma Kurdu Teorisi'ne uygun olarak FETÖ artığı sıfatıyla CHP’ye sokulan Ekrem İmamoğlu’nun kodlarında, Süleymancıların Kur’an kurslarında aldığı “Dârülharp” mantığı yatıyordu. Ehl-i sünnet geleneğine, Türk’ün iman eseri olarak ortaya koyduğu irfan ve izanına karşı geliştirilen sözde “muhalefet şerhi”; Türkiye’yi av sahası olarak gören majestelerinin ve onların şansölyelerinin hizmetine mahsus kılınmıştı.

“Kurişizm” diye adlandırdığımız bu konvansiyonel yapı; daha benim çocukken öğrendiğim “Kur’an ile yalanın, haramın, belanın aynı zihinde bulunamayacağı” gerçekliğine inat, kurşun asker mantığıyla seri üretim yapmaktadır. Siyaset sisteminin bekası için her şeyi mübah gören siyasilerin elinde son kullanma tarihine kadar ömür biçilen, ardından kılıktan kılığa sokularak rotasyona tabi tutulan cemaatlerin en önde geleni; “Yüzyılın Kur’an müdafii Tunahan Hazretleri”ne tezat biçimde Süleymancılar diye bilinen cemaatti.

Zihin dünyamda, İmam Hatip öğrencisiyken bizlere ısrarla “İmam Hatap” (Odun İmam) diyerek vaaz için gittiğimiz köy camilerinde köylüyü “Cumhuriyet’in okullarında yetişen odunlar” diye bize karşı kışkırtan hocalar geliyor aklıma. Ergenliği yüzündeki sivilcelerden belli olan gençlerin Kur’an kurslarında tek tip yetiştirilmesine, başkalarından el açarak yaşamasına, zengin ve otorite tarafından yönlendirilmesine az şahit olmadık. Biz onları “Kur’an Bülbülleri” olarak beklerken; aramıza giren “Kurişizm” önce özel harp tekniklerini kullanan bir dehliz örgütlenmesine dönüştü, ardından cemaat içindeki engelleri Ahmet Denizolgun’un öldürülmesine, Arıkan kardeşleri infaz eden terör örgütüne, borsa spekülasyonundan altın borsasına ve oradan gıda enflasyonuna neden olan karaborsacı stokçuluğa kadar birçok alana uzandı.

Hani ünlü ABD’li general “Bizim çocuklar başardı” diyordu ya… Evet, onların çocukları başardı; kardeşi kardeşe, Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmanın yolunu bulup “Talebelere galebe” çaldılar.

Hey mübarek! “Bir milletin ıslahı, kötülerin imhasıyla değil; yeni neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür” diyen Süleyman Hilmi Tunahan’ın talebelerinin geldiği noktaya bakar mısınız? Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri, “Cumhuriyet Halk Partisi dinimi yok eden partidir, onu desteklememiz mümkün değildir” diyerek hep Demokrat Parti veya Millet Partisi çizgisindeki siyasi partileri desteklemişti. Sonra “Nurlu Süleyman”ın partisinde Kemal Kaçar yer buldu, oylar Adalet Partisi’ne gitti. 1980 sonrasında ANAP ve DYP arasında oylar bölündü. 1994 seçimlerinde ve 1995’te Refah Partisi’ni desteklerken, 28 Şubat döneminde yapılan zulümlere sesiz değil, kayıtsız kaldılar. İmam Hatipler kapatılırken bayram ettiler, sela verdiler, şükür namazları kıldılar. Ancak dini hayat onlara bırakılmadı. FETÖ, siyasi İslami hareketin terbiye edildiği süreçte tarlayı sürdü; Süleymancılar ise kendi arazilerini…

AK Parti kurulurken Recep Tayyip Erdoğan; Mehmet Beyazıt Denizolgun, Göksal Küçükali ve Nurettin Akman’ı milletvekili adayı yapmaya karar verdiğinde, yüz binlerce imzalı dilekçe AK Parti Genel Merkezi’ni ablukaya aldı. Ancak Erdoğan vazgeçmedi.

Takvim yaprakları 1993 yılını gösterdiğinde; Refah Partisi’nin ayak sesleri duyuluyor, 1980 öncesi kadayıfın altını kızartan cennetmekân Necmettin Erbakan Hocamın “kadayıfın üstünü kızartma” dönemi geliyordu. 1991 yılında kurulan Kutsal İttifak, “İnananların Birliği” sloganıyla hayat bulmuştu ama MHP’nin içinden BBP’nin doğması bu yürüyüşü engelleyemedi. Slogan hazırdı: “Refah’ın vakti geldi!”

1993 yılında yapılacak büyük kongre öncesinde partiye yeni katılımlar beklenmektedir. Necmettin Erbakan; İstanbul Teknik Üniversitesi’nden okul arkadaşı, aynı zamanda meslektaşı Korkut Özal başta olmak üzere Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu, Necati Çetinkaya, Ali Coşkun ve Ahmet Kabaklı gibi isimleri Refah Partisi listesinde görmek ister. Bu nedenle bir görüşme yapılır. Görüşme, Gaziantepli iş insanı Hasan Kalyoncu'nun Ankara Çetin Emeç’te bulunan bürosunda gerçekleşir.

Korkut Özal görüşmede bu isimlerin Refah Partisi'ne katılacağını; katılması karşılığında Ali Coşkun’un İstanbul’dan, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın da Ankara’dan Büyükşehir Belediyesi başkanı adayı yapılmasını ister. Erbakan’dan zımni olarak söz alınır. Ancak Erbakan bu sözü verirken parti kurmaylarının durumdan haberi yoktur. Bu sözü duyan isimlerin başında Oğuzhan Asiltürk ve Süleyman Arif Emre gelir. Oğuzhan Asiltürk'ün olaya tepkisi şöyledir: “Kim kime ne diye söz vermiş?”

Bu sözün altını çizin; birazdan döneceğim bu konuya.

Aynı dönemde Erbakan Hoca’nın aklına, 1980 öncesi Büyük Gazete’de kendi aleyhine yayın yapan Mehmet Şevket Eygi ismini sokan bir isim vardır. Ünlü Binbaşı Keşafoğlu’nun asteğmeni Eygi’den bahsediyoruz. Eygi şöyle diyordu:

“Gurur, kibir, nefsaniyet, riya, nifak içindesin. Ve işin kötü tarafı, bütün bu helak edici sıfatlara dindarlık perdesi altında sahipsin. Etrafına üç-beş safdil ve tecrübesizi toplamışsın, onlara liderlik taslıyorsun. Reis olmak ihtirasını, emretmek manyaklığını tatmin için onları alet ediyorsun. Başkanlık elinden gidecek diye korku ve telaş içindesin. Mütevazı ol, manyaklığı terk et!” (Büyük Gazete, 5 Mayıs 1976, Sayı: 2, s. 11)

Böyle diyen Eygi ile Erbakan’ı buluşturmak… Bunu ancak Erbakan Hocamın deyimiyle bir “Dava delisi!” önerebilirdi. Kod adı “H2C”… Hitabeti ve belagatı ile Akıncılar’da gençlik liderliği yapan, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu, İslam dergisinin yayın yönetmeni Hasan Hüseyin Ceylan…

Kutsal İttifak için neredeyse görüşmelerin bittiği noktada, MHP’li Şevket Bülent Yahnici’ye yapılan “Bir tost yiyelim” teklifi, ittifakın yeniden dirilmesine neden olmuştu. Erbakan’ın yönetim kadrosunda Tanıtım Başkanı olarak artık Hasan Hüseyin Ceylan vardı. Ceylan, Mehmet Şevket Eygi........

© Hürses